Hissettiğim bir bezginlik değil. Bir üzüntü de değil. Bu, başka bir kişilikle uyuma arzusu, bir maaş artışıyla her şeyi unutabilmek. Belki de ayakkabılarımız içinde sahip olduğumuz ayaklarla yürürken, aşağıdaki otomatikleşme dışında bir şey hissetmiyoruz. Belki,bunu bile hissetmiyoruz. Başımızda, gözlerimizin etrafında bir basınç var ve sanki parmaklar kulaklarımızı tıkıyor.
Zihnimde izleri belli olmayan hareketlerin, dudaklarımda şekillendirmek için daha düşünmediğim kelimelerin, sonuna dek düşlemeyi unuttuğum düşlerin kuyusuyum.
Zevk aldıkları için zevk alanlardan nefret etmeyi ve mutlu olanları küçümsemeyi unutmayalım çünkü onlar gibi mutlu olmayı bilmiyoruz. Yaşamlarını kimseye emanet etmeyenleri kutsuyorum.
Eğer Tanrıların adaletsizliğinde bir adalet varsa,o zaman olasılık dışı da olsa, düşlerimize dokunmasınlar. Önemsiz de olsalar, bıraksınlar düşlerimizde mutlu olalım.
Ne zaman ölü bir beden görsem, ölüm bana ayrılış gibi gelir. Ceset, arkada bırakılmış bir elbise gibidir. Birisi gitmiştir ama ona uyan tek elbiseyi geride bırakmıştır.