“Kimileri hayata haksızlık ettiğimizi söyler. Kimileriyse biz her şeye sahipken kendileri değil diye yalnızlığı, mutsuzluğu hak ettiğimizi söyleyerek sevinir.”
“...Arkadaş arayacağımız yerde, kimselerle konuşmadan yaralarımızı yatıştırabilmek için daha da içimize kapanırız. Ya da bizle hiçbir alakası olmayan, sürekli önem vermediğimiz konulardan bahseden insanlarla öğle veya akşam yemeklerine çıkarız.”
“Hayatımız adeta herkesin sonucunu görmek için izlediği bir satranç karşılaşmasına benziyor. Kazanmak veya kaybetmek önemli değilmiş gibi davranarak, önemli olan mücadele etmek diyerek gerçek hislerimizi saklayabileceğimizi umarız, halbuki...”
“Yüzümüzden gülümsememiz, dilimizdense yüreklendirici öğütlerimiz eksik olmaz, özellikle de yanında sürekli birileri varsa. Oysa bu yalnızlık gerçektir ve en iyi yönlerimizi çürütür çünkü kendimizden başka kimseyi kandıramasak da bütün enerjimizi mutlu görünmeye harcarız. Yine de, her sabah açan gülümüzün sadece çiçeğini dışarıya gösterir, bizi yaralayıp kanatan dikenlerle kaplı sapınıysa içimizde saklarız.”
“Yalnızlık bu; sevdiklerim yanımda olsa da yalnızım, bana değer verip mutlu olmamı isteyen bu insanlar belki de bana sırf aynı hissi -yalnızlığı- paylaştığımız için yardım etmeye çalışıyorlardır çünkü dayanışma dürtüsünün özüne, ‘ben tek başıma da olsam işe yarıyorum’ mesajı, ateş ve demirle damgalanmıştır.”