“Bütün unutuşların içinde harcanan anıların arasında, en küçükleri hiçbir unutuştan nasibini almıyor. Büyük anları yutabilecek kadar büyük yapıyoruz unutuşlarımızın ağzını, yoksa ona, yıllar geçse de kadını hatırlatacak bir şarkının, bie sokağın diğer ucunda acı acı yankılanması neden bu kadar acı gelebilirdi ki? Böylelikle, alışkanlığın en acı boyutunu gözlerinin önüne seriyor ikisi de. Birbirlerinden habersiz birbirlerine sitem ediyorlar, birbirlerinden habersiz birbirlerine bağırıyorlar, birbirlerinden habersiz birbirlerine saatlerce ağlıyorlar. İkisi de, yalnızlıklarının en kusursuz dönemini yaşıyor. İkisinin de lügatlarındaki mutluluğun tanımı şu: Artık ehemmiyetini kaybetmiş olan acı.”