Tek Başına, yazarın “Fırsatçı” isimli kitabının devamı. Bu bağlamda kitapta, “Fırsatçı”’da yarım kalan bazı noktaların netleşmesi, hikayeyi daha bütünlüklü kılıyor. Ancak genel çerçevede hikaye tamamlanmaya çalışılsa da, bazı detaylarda uyumsuzluklar dikkat çekiyor. Özellikle mekan farklılıkları ve zaman dilimlerinin değişmesi, iki kitap arasındaki bütünlüğü yer yer zayıflatıyor. Bu tür küçük ama önemli ayrıntılar daha tutarlı kurgulansaydı, iki eser birbirini çok daha güçlü şekilde tamamlayabilirdi.
Bununla birlikte Tek Başına, farklı karakterler üzerinden insanın zor koşullar altındaki duruşunu çok yönlü biçimde gösteriyor. Aykut, kendi yaşanmışlıklarına rağmen koşulsuz destek olabilen “iyi insan” karakterini temsil ederken, Okan ise, insanın tamamen “iyi” (İkafet hanıma karşı dürüstlüğü ve tutumu) ya da “kötü” (Çetinin sevgilisine aşık olup arkasından iş çevirmesi) olarak sınıflandırılamayacağını gösteriyor. Okan üzerinden verilen bu çelişki, eserin genelinde vurgulanan insan doğasının karmaşıklığını ve çıkar–duygu çatışmasını daha da derinleştiriyor. Bunlara karşılık Çetin tamamen çıkar odaklı etik sınırları olmayan bir karakter. Bu üçlü yapı üzerinden eser, zor şartların herkesi aynı yöne sürüklemediğini, aksine herkesin kendi değerleri doğrultusunda farklı bir yol seçtiğini güçlü şekilde ortaya koyuyor.