Yalancı, Fırsatçı ve Tek Başına’dan sonra devam niteliğinde yazılmış olsa da kurgu yer yer zorlama hissettiriyor. Özellikle olayların alakasız şekilde tekrar Rıza, Zeynep ve Çetin’e bağlanması doğal durmuyor. Ana karakter Hakan’ın dışarıdan oldukça düşünceli, ziyaretlere eli boş gitmeyen biri olarak çizilmesiyle sürekli yalanlar içinde kalması arasında ilginç bir tezat var. Kitapta en güçlü tema “yalanın yalanı doğurması” olarak öne çıkıyor. Ancak iki farklı son yazılması (biri seriyi bilmeyenler için daha yüzeysel ve aceleye getirilmiş, diğeri seriyi bilenler için daha bağlantılı) anlatımı bölmüş ve özellikle ilk son eksik kalmış hissi veriyor. Genel olarak kitap fikir olarak ilgi çekici olsa da uygulamada tam oturmamış bir devam romanı izlenimi bırakıyor