Neden, neden iyileştirdiniz beni? Bromür preparatları,boş boş oturmalar, ılık banyolar, başıma nöbetçi dikmeler,
attığım her adımda, aldığım her yudumda gösterdiğiniz ödleklik, bunlar beni eninde sonunda ahmaklığa götürecek. Deliriyordum, büyüklük bezeyanına kapılmıştım,fakat neşeli, zinde ve hatta mutluydum, ilginç ve orijinal biriydim. Şimdi daha makulüm ve daha sağlıklıyım, fakat herkes gibiyim: Vasatım, sıkıcı geliyor yaşamak ... Ah, ne büyük gaddarlık ettiniz bana! Halüsinasyonlar görüyordum, ama kime zararı vardı bunun? Soruyorum, kime?
İnsanın akli ve ahlaki gelişimi ne kadar yüksekse, ne kadar özgürse, hayat ona o kadar keyif verir. Sokrates, Diogenes
ve Marcus Aurelius keder değil, sevinç duyarlardı. Havari de demişti ki: "Her zaman sevinin."Sevin ve mutlu ol.
Seçilmiş olmak, ebedi gerçeğe hizmet etmek, insanlığın Tanrı'nın krallığına birkaç bin yıl daha erken layık olmasını sağlayacak, yani insanları birkaç bin yıllık fuzuli mücadele, günah ve acıdan kurtaracak olanlarla aynı safta durmak; her şeyini, gençliğini,kuvvetini, sağlığını fikir uğruna feda etmek, herkesin iyiliği için ölmeye hazır olmak ne kadar yüce, ne kadar da mutlu bir kader!