Çünkü başyapıtlar tek başına, yalnız doğmaz; uzun yıllar boyu süregelen ortak düşüncenin, halkın düşüncesinin ürünüdürler... Dolayısıyla da tek bir sesin ardında toplumsal deneyimler yer alır.
Ama uydurduğum o Shakespeare'in kız kardeşi hikayesini gözden geçirirken bana doğru gelen kısım şuydu ki, 16. yüzyılda büyük bir yeteneğe doğuştan sahip olan bir kadın mutlaka ya delirirdi, ya kendini vururdu ya da köyün dışındaki bir kulübede hayatının sonuna dek tek başına yaşar, yarı cadı ve yarı büyücü olarak görülür, kendisinden hem korkulur hem de onunla alay edilirdi.