Saatlerin bize var olduğumuzu söyleyişini dinleyelim, ama hafif, kuşkulu bir gülümsemeyle. Zaman' ın dünyayı resmetmesini seyredelim, tabloyu sadece yalancı değil, aynı zamanda anlamsız bulalım.
Renklerimizi alıp boyanacak bir tuval olmadan, palette karıştıralım. Yontma kalemimiz olmadığı halde, heykeltraş olmadığımız halde, yontmak için taş sipariş edelim. Her hareketi bir saçmalığa dönüştürelim, saatlerimizin kısırlığını yararsızlıkla taçlandıralım. Yaşama bilincimizle saklambaç oynayalım.
Ne yapmalı? Anı bir nesne gibi tecrit edip şimdi, mutluluğu hissettiğimiz anda, hissettiğimizden başka hiçbir şey düşünmeksizin mutlu olmalı, geri kalanı, geri kalan her şeyi dışlamalı. Düşüncemizi duyguya hapsederek [...]
Bugünkü görüşüm böyle. Yarın sabah farklı olacak, çünkü yarın sabah ben farklı olacağım. Yarın neyi savunacağım acaba?