Celsus gibi birçok entellektuel icin "Yaradilis miti" mantiksiz oldugu kadar gereksizdi de. Roma'da bu donemde halk arasinda yaygin ve etkili bir teori alternatif bir bakiş acisi sunuyordu. Bu teori -Epikuroscu teori- dunyadaki herseyin ilahi bir varlik tarafindan yaratilmasindan ziyade atomlarin carpismasi ve birlesiminden meydana geldigini belirtiyorudu. Bu felsefe okuluna gore, bu parcaciklar çıplak gozle gorulemezdi ancak kendi yapilari vardi ve daha kucuk parcalara bolunemezdi.
Sayfa 54 - Celsus MS 2.yy da yasamis Hristiyan inancinin mantiksiz oldugunu savunan Yunanli dusunur. Bu bilgi yok olup 1500 yil sonra Avrupa'da ortaya cikiyor. 1500 yil gerideyiz.
Büyük Galenos'un bile ikna edemediği bir topluluk vardi. Bu, hayatlarını deneylere ya da gözlemlere dayandırarak degil yalnizca inançlarına göre şekillendiren bir topluluktu ve daha kötüsu bu durumla gurur duyuyorlardi.
Sayfa 49 - Galenos, MS 2. yy' da yasamis hayvanlarin uzerinde yaptigi deneylerle insan vücudunu tanimaya calisan doktor.
Hristiyanligin yükselisinden once cok az insan kendini diniyle tanimlamayi düşünürdü. Hristiyanliktan sonra, dünya sonsuza kadar dini sınırlara bölündü ve sözcükler bu ayrışmalari sınılayacak şekilde ortaya çıktı.
Bu türden saplantili bir dikkat, zalimlik demek degildi. Tekrar doğru yola döndürmek maksadiyla onlari (paganlari) kurtarmak icin bir günahkarı dizginlemek, ona saldırmak, onu zorlamak ve hatta ona siddet uygulamakti. Dini paradoksun ustasi Aziz Augustinus'un dedigi gibi "Ey merhametli vahşet".