"Kabul edelim ki insan zihni değişiklikten nefret eder," de misti. "Ayrica zihin mevcut inanışları terk etmekten hiç hoşlanmaz.
Langdon gülümsemişti. Inançlarıyla çelişen bir yığın kanıt olmasına rağmen dinlerin binlerce yıl yaşamasının nedeni de bu.
Arago Bulvarı' ndaki dairesine ulasabildiğine inanamadı Her duygu kendisinden ayrı, kopukmus gibi tuhaftı.Parke zemin, içi boş kontraplak kapılar, pencerenin aşağısında zavallı kurtbağrı çiftleriyle çevrili küçük park alanı. Herşey Swift'e sahte, sallantılı geliyordu. Tam bir tiyatro dekoru. Kendi varlığının bile bir ağırlığı yoktu sanki.
Tropikal ormanda gündogumu hayal edilebilecek en hüzünlü şeydi. Görkemli olduğu sanılan atmosfer, Pas-de-Calais'deki sabah yağmuru kadar yürek yakıcıydı. Her yer gri, kirli, yıvış yıvıştı. Her sanıye yere yapışıyor her fikir kendi suyunda çözünüyordu. Insanın yüreği sünger gibiyken aklında tek bir düşünce oluyordu. Tekrar yatıp uyumak.
Özel bir yeteneği yok, benim paramı harcamak dışında.Ama aşırılıkları yurttaşlarımı büyülüyor. Tuhaf bir sekilde, bir halk ne kadar yoksul olursa, kuş beyinli milyonerlerin aşırılıklarına da o kadar hayran oluyor.
Ekvator Afrikası'ndaki ormanların yeşil olduğu söylenirdi. Bundan yanlış bir şey olamazdı. Orman karaydı. Kömür kadar kara. Vicdan azabı kadar kara. Hiclik kadar kara. Üstelik bostu da. Hiclikle doluydu. Hışırdadığını, uğuldadığını, ıslık çaldığını, uluduğunu duyardınız ama tek bir canlı göremezdiniz. Ne insan ne hayvan. Kimseyi göremezdiniz, anladınız mi? Orman sonsuzluktu takıntıydı, saplantıydı. Beyninizin derinliklerindeki bir mürekkep kesesiydi. Bilincinizdeki bir siyah delikti - bir big hole-.