“Beni hiç düşündün mü?”
“Bu zor bir soru,” diye cevapladım sonunda.
“O anlamda değil. Demek istediğim, yıllarca dışarda bir yerlerde savaşıp savaşmadığını merak etmenin ya da öldü mü kaldı mı diye endişelenmenin nasıl bir his olduğunu hiç düşündün mü?” Ölmekten söz ederken sesi boğuk çıkmıştı.
“Bilmediğim bir yerlere gömüldüğün korkusuyla kaç kez ağlayarak uykuya daldım, haberin var mı? Mezarının nerede olduğunu, seni nerede ziyaret edeceğimi bile bilememenin ağırlığını tahmin edebiliyor musun?”