Zamanla mutlu olabilirdik. İnsanlar her gün aşık oluyor.du. Genya ve David. Tamar ve Nadia. Peki mutlu mutlu muydular? Mutlu kalacaklar mıydı? Belki de aşk bir batıl inançtı, yalnızlık gerçeğini kendimizden uzak tutmak için ettiğimiz bir dua. Başımı geriye yatırdım. Yıldızlar birbirine yakın görünüyordu ama aslinda aralarında milyonlarca kilometre mesafe vardı. En nihayetinde belki de aşk inanilmaz parlak ve asla ulaşamayacağımız bir şeye özlem duymaktı.
David kaşlarını çattı. "Ben... ben etrafımda olup bitenlerin yarısını anlamam. Espriden, günbatımından, şiirden anlamam ama metalden anlarım." Kelimeleri yakalamaya çalışıyormusçasına bilinçsizce parmaklar büküldü. "Güzellik senin zırhındı. Kırılgan bir şey, tamamen gösteriş. Peki, içindeki, o ne? İşte o, çelik. Cesur ve kırılmaz. Üstelik düzeltilmeye de ihtiyacı yok."
"Hayır, Alina. Ravka için sen geldin. Ateşkuşu için. İkinci Ordu'nun basina geçmek için." Kalbinin üstündeki güneş rozetine parmağıyla vurdu. "Bense buraya senin için geldim. Sen benim bayrağımsın. Ulusumsun. "