Inej gitmek için döndü. Kaz elini yakalayıp korkuluğun üstünde tuttu. Ona bakmadı. "Gitme," dedi kulak tırmalayıcı sesiyle. "Ketterdam'da kal. Benimle kal."
Inej elini tutan eldivenli ele baktı. Bütün benliğiyle evet demek istiyordu. Fakat atlattığı onca badireden sonra bu kadar azıyla yetinmeyecekti. "Ne için?"
Kaz derin bir soluk aldı. "Kalmanı istiyorum. Senin... seni istiyorum."
"Beni istiyorsun." Inej, Kaz'in sözlerini tekrarladı. Usulca elini sıktı."Peki, bana nasıl sahip olacaksın, Kaz?"
İşte o zaman vahşi gözleri, kararlı çenesiyle Inej'e baktı. Dövüşürken takındığı ifadeydi bu.
"Bana nasıl sahip olacaksın?" diye tekrar sordu Inej. "Giyinikken mi? Eldivenlerinle mi? Dudaklarımız asla birbirine değmesin diye başın diğer tarafa dönük mü?"
Elini bıraktı. Omuzları düştü. Yüzünü denize dönerken bakışları öfke ve utanç doluydu.
Inej belki de Kaz'ın sırtı ona dönük olduğu için konuşabildi sonunda."Bana ya zırhını çıkarıp sahip olursun, Kaz Brekker. Ya da hiç sahip olamazsın."
Konuş, diye yalvardı Inej sessizce. Bana kalmam için bir neden ver. Bütün bencilliğine ve zalimliğine rağmen Kaz onu kurtaran çocuktu hâlâ. Inej, Kaz'in da kurtarılmaya değer olduğuna inanmak istiyordu.
Yelkenler gıcırdadı. Bulutlar ayı göstermek için ayrıldılar.Sonra tekrar birleştiler.
Inej, Kaz'ı uğultulu rüzgârla bas basa bıraktı. Şafağın sökmesine daha çok vardı.
"Ben seni korumak için varım. Buna ancak ölüm engel olabilir." Drüskellerin Fjerda için ettiği yemindi bu. Fakat artık Matthias'ın Nina'ya verdiği söz olmuştu.
Nina buna karşılık olarak derin manalı, güzel bir şeyler söylemesi gerektiğini biliyordu ama o gerçeği söyledi. "Buradan sağ çıkarsak seni çılgınca öpeceğim."