Giriş Yap

J. A. Redmerski

Yazar
7.9
4.280 Kişi
Tam adı
Jessica Ann Redmerski
Unvan
Amerikalı Yazar
Doğum
Amerika Birleşik Devletleri, 25 Kasım 1975

İncelemeler

Tümünü Gör
%36 (150/416)
·
1/10 puan
Serinin epeyce abartıldığını gördüğüm için Instagramda paylaştığım yorumu buraya da eklemek istedim. *** Kitapla ilgili söylemek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum. Sarai, yarım bıraktığım birkaç kitaptan biri ve inanın ben kolay kolay bir kitabı yarım bırakmam. Sarai 9 yıldır Javier isimli bir uyuşturucu tacirinin yanında yaşayan esas kızımızdır. Kendisi 50 m ileride olan şeyleri net görebilen, konuşmaları duyamasa bile vücut dili ile neler konuşulduğunu anlayabilen fantastik (?) bir karakterdir. Okurken Sarai'nin yeteneklerine inanamayacaksınız. Yazar kendi yazdıklarını hiç okumamış olacak ki bir bölümde yazan ile diğeri alakasız çoğunlukla. Mesela Sarai başta hayatından nefret ediyor, çektiği zulümler yüzünden yıllardır kaçmayı planlıyor ve çok mutsuz. Oysa ilerleyen bölümlerde Javier'a hafiften sempati duyduğu, adamın gözdesi olduğu ve prensesler gibi yaşayıp bundan içten içe zevk aldığı da doğrudur. Neyse, işte bu Sarai yıllardır gördüğü ilk Amerikalı evlerine geldiğinde kaçmaya karar verir. Adamın bir seri katil olduğunu bilmesine rağmen bakışlarından hemen ona yardım edeceğini anlamıştır. Bakışlarını ise mahsur kaldığı odadan, büyük bir mesafeden görmüştür ama yine de Sarai zihin okuma konusunda sıkıntı çekmemektedir. Aniden kaçmaya karar veren ve tesadüf ki yıllar önce plan yaptığını ve yıllar önce bir yere silah sakladığını iddia eden Sarai hazırlanıp en yakın dostuna gel birlikte kaçalım der. Kız kabul etmez o da kendi bilir diye düşünerek 9 yıldır mahsur kaldığı evden birkaç dakika içinde kimseye görünmeden çıkmayı başarır, katilin arabasına saklanır. Bundan sonra çelişkiler devam eder. Sarai'nin 10 bölüm kadar bahsini bile etmediği arkadaşı meğerse aklından hiç çıkmamıştır ve o kaçtı diye eziyete uğraması geri dönmeyi istemesine sebep olmaktadır. Katil ise kızımızı sebebini bilmediğimiz bir şekilde öldürmemiş ve yanında tutmaktadır. Daha sonra ise Sarai'nin aslında bir nevi mecburi metres hayatı yaşadığı, Javier ile tatillere çıktığı, önemli insanları ziyaret ettiği de ortaya çıkar. Meksika'nın neresinde olduğunu bile bilmeyen kızımız defalarca uçakla yurt dışına çıkmıştır aslında ancak yetenekleri buralarda etkisiz kalmıştır. Ve yaptıkları tatillerde birçok Amerikalı ile tanışsa da hiçbirinin katil Victor gibi ona yardım etmeyeceğini bildiğinden onları saymamıştır. Sarai'nin katil ve tacir için önemi uluslararası bir boyuta ulaşırken kızımız beni geri götür, arkadaşım benim yüzümden zulüm görecek, onu orada bırakamam diye zırlar. Katil de ona yardım etmeye karar verir ama kıza bunu söyleme gereği duymaz. Katil, Javier ile bir bölge belirler ve takas için buluşurlar. Sarai'yi verecek ve arkadaşını alacaktır. Sarai durumdan rahatsız değildir, kaçtığı için pişmandır. Yıllardır planı en küçük detayına kadar düşünse de pişman olma ihtimali aklına gelmemiştir. Takas için buluştuklarında büyük bir çatışma olur ve ortalık karışır. Bu kısımdan sonrası tahammül sınırlarımı aştığı için ne yazık ki okuyamadım. Kitaba niçin böyle bir yorum yaptım? Çünkü ben hayatım boyunca böyle saçma bir şey okumadım. Eğer yazar kitabı kendi okumuş olsaydı düzeltirdi diye inanıyorum, tabii kör değil ise. Ve sadece bunlar değil yazım yanlışları da kitapta bolca mevcuttu. En azından son okuyan kişinin bunlara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabı son okuyan ben olsaydım baştan yazılması için ciddi bir eleştiri yazardım. Demem o ki böyle övülen bir kitabın bu denli hayal kırıklığı yaşatması beni konuşmak zorunda bıraktı. Okurlar kitaba nasıl yaklaşıyor bilmem ama ufak tefek hataları görmezden gelsem de açıkça okurla dalga geçen bu kitabı tavsiye etmiyorum. Yazdığı ilk kitap olsa belki, ufacık bir tolerans olabilirdi ama o da yok. Ayrıca kahraman anlatıcı kullanan ve bunu gerçekten beceremeyen kitaplara kızgınım. Yapamadığınız işe bulaşmayın. Kitap ilahi bakış açısı ile yazılsa hatalar bu kadar fazla olmayacaktı çünkü çoğu Sarai'nin inanılmaz yetenekleri yüzünden göze batıyor. Ve son yıllarda moda haline gelen ama aslında yazarın başarısızlığı olarak gördüğüm duruma da birkaç lafım var. Kahraman anlatıcıda mesele, olayları bir kişinin gözünden anlatmak ama kurguyu tamamen verebilmektir. Başınız sıkıştıkça bir başka karakterin ağzından yazmak açıkça işi yapamadığınızın göstergesi benim için. Son olarak kitapsever olduğunu iddia edip fanatik haline gelen kesimlere de bir şey söylemek istiyorum. Benim zihnim ve benim zevkim, istediğim kitabı sevme yahut sevmeme benim kararımdır. Demem o ki yorumum kimseye yönelik değildir, kişisel algılanmamasını rica ediyorum. Benim derdim tamamen kitapla ve şahsi görüşüm bu yönde. Sevenler vardır muhakkak seriyi, saygı duyuyorum ama ben sevmek zorunda değilim.
·
8 yorumun tümünü gör
Reklam
368 syf.
Merhaba, Katiller Çetesi serisinin ikinci kitabı İzabel’de bitmiş bulunmakta. İlk kitaba göre bu kitap biraz daha sakin ve bunalımlı başladı son 150 sayfadan sonra macera ve aksiyon kısımları daha ön planda devam etti. Bunu da sanırım yazarın seriyi ilerletmek için yaptığını düşünüyorum. Yine bu kitap da Victor’u çok sevdim yaşamaya başladığı duygusal değişim iyi aktarılmıştı. Sarai içinse tam anlamdıramadığım bir rol verilmiş. Hem çok hırslı ve intikam dolu hemde yardım aldığı Victor’a karşı dik başlı. Tetikçi olma yolunda kendini zorda olsa geliştirdi. Yine ikisi arasında ki aşkın gelişimini ve ilişkilerinin aldığı son durumu okuyoruz. Bu serinin bende bir kitabı daha var onu da okuduktan sonra diğerlerini alır mıyım bilemiyorum. Serinin adı üstünde katiller ve tetikçilerin bolca olduğu, aksiyon ve macera seviyorsanız, biraz da farklı bir tür okuyarak kafanız dağılsın istiyorsanız bu kitap uygun görünüyor. Keyifli okumalar :)
368 syf.
·
6/10 puan
Tek tek bütün kitapları sevsem de korkarım ki seriden biraz sıkılmaya başladım. Belki de bir süredir benzer türde kitaplar okuduğumdan dolayı böyle hissediyorum ama çok heyecanlı çevirmiyorum sanki sayfaları. Kitap kötü mü? Hayır. Ama hep aynı seyleri okuyorum... Karakterler hiç değişmiyor, gelişmiyor. Farklı olaylar üzerinde aynı terane dönüp duruyor gibi... Objektif olamıyor ve kitaba haksızlık ediyor da olabilirim ama üçüncü kitabı aşşşırı beğenmeme rağmen elim bir türlü dördüncü kitaba gitmedi mesela. Ki dördüncü kitap da gerçekten güzeldi. Tek mekan üzerinde karakterlerin sevdikleri insanları kurtarmak için ellerinde olan 48 saati anlatıyordu. İlk iki kitaptaki gibi yüksek tempolu bir aksiyon yoktu, daha çok psikolojik bir savaş veriliyordu ki bu farklılaşmayı gerçekten sevdim. Bence serinin buna ihtiyacı da vardı. Sürekli bir "kill kill bang bang" durumu ister istemez herkesi sıkar. Yazar karakter gelişimi üzerinde biraz daha yoğunlaşırsa yeniden heyecanla okuduğum bir seri olacağına inanıyorum ama şu anlık ilgimi biraz kaybediyor gibiyim... 6/10
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42