Kalıplara sıkışmış bir dünyada, masaların üzerine çıkıp hayata başka bir perspektiften bakma cesaretidir Ölü Ozanlar Derneği.
Sadece bir gençlik hikayesi değil; toplumsal baskılara, körelten eğitim sistemine ve "başkalarının çizdiği hayatı" yaşamaya karşı çekilmiş en zarif restlerden biri. Her sayfasında "Ben bugün hayatımı olağanüstü kılmak için ne yaptım?" sorusunu fısıldıyor insana.
Bazen sevdiğin insan, en çok kaçman gereken kişiye dönüşür. Lily'nin annesinden devraldığı o görünmez mirası reddetme gücü ilham vericiydi. Sevginin her şeyi affetmeye yetmediğini, bazen en büyük sevginin 'vazgeçmek' olduğunu gösteren sarsıcı bir başyapıt.
"Hayat, 'eğer o gece öyle olmasaydı' dediğimiz anlardan ibaret... Sessizce akan ama içten içe fırtınalar koparan, kelimelerin bittiği yerde başlayan bir roman. Bazı vedalar aslında hiç bitmezmiş, bu kitap bana bunu öğretti."
"Bazı kitaplar okunmaz, hissedilir. Bu beden benim evim; yaralarımızı sevmemiz, kendimize nazik davranmamız ve en dipten nasıl ayağa kalkacağımız üzerine yazılmış bir manifestosu gibi. Bayıldım."