ABD'nin Irak'a savaş açmasınsan sonra sinirler gerilmiş ve nefret suçları artmıştı. Tesettürlü bir liseli olan Shadi, sürekli başı önde geliyor ve dikkat çekememeye çalışıyordu. Shadi'nin isminin anlamı mutluluktu ama Shadi, hiç mutlu değildi. Abisi ölmüş, ailesi paramparça olmuş ve en yakın arkadaşı hayatından çıkıp gitmişti. Bir de gönül meselesi vardı...
Yazarın bir diğer 'Müslüman liseli' temalı kitabını okumuş ve beğenmiştim. Orada ki baş karaktere sinir olsam da yine de beğenmiştim ama bu kitap...
Kitap tam bir fiyaskoydu. Kitabın ve baş karakter Shadi'nin hayatının ne Irak ile ne de Amerika ile uzaktan yakından alakası yoktu. Abisi belki bu iki ülke arasındaki gerilim yüzünden ölmüştür dedim ama o da yoktu. Ailesinin dağılması başlı başına saçmaydı. Aile fertlerinin her biri saçma sapan insanlardı(Shadi dahil). Ailedeki tek normal insan abisiydi bence.
Shadi'nin en yakın arkadaşı Zahra ile arkadaşlığının bitmesi de saçma sapandı. Zahra zaten başlı başına berbat bir karakterdi. Kitapta Zahra, Shadi'yi kıskandığı için öyle berbat davranıyor gibi gösterilmeye çalışmıştı ama Zahra'nın Shadi'yi kıskanması için tek bir sebebi bile yoktu. Shadi'nin hayatı ne kadar berbat ise Zahra'nın hayatı o kadar mükemmeldi.
Kısacası hiçbir yeri tutarlı olmayan saçma sapan bir kitaptı. Keza sonu da öyle saçma sapan bitti zaten. Ne oldu ne olacak asla anlamadan kaldım öyle.
Asla okumanızı tavsiye etmiyorum.