Garner kasabası sakinleri kadınların bir sihre sahip olduğuna ve 16 yaşına basan her kadında bu sihrin ortaya çıktığına inanıyor. İnanışa göre kadınların sahip olduğu bu sihir afrodizyak etkisine sahip, erkekleri etkisi altına alabilecek kadar güçlü ve tehlikeli. Garner kasabası konseyi, kadınları bu sihirden kurtarmak için 16 yaşına basan her kadını bir yıl boyunca yaşaması için yaban hayata bırakıyor. Ormanın içinde, yüksek çitlerle çevrili bir kamp alanına bırakılan kızlar, çitler sayesinde kendilerini öldürüp, parçalarını karaborsada satacak kaçakçılardan korunabiliyor ama asıl zararı kaçakçılardan değil birbirlerinden göreceklerini anlamaları çok uzun sürmeyecek.
Hislerim karmakarışık bir halde yazıyorum bu yorumu. Kitaba karşı felaket bir önyargı ile başladım ama kapağını kapatırken ne okudum ben dedim.
Öncelikle şunu söylemeliyim; şahane bir kurgu!! Başta doğal olarak yavaş başlıyor ama sonrasında her saniyesi aksiyon dolu.
Kitabımızın ana karakteri Tierney'in erdem yılına gitme hazırlığıyla başlıyor her şey. Kitapta bir duvak mevzusu var ama bundan bahsedersem biraz spoiler yemiş olursunuz. Okuyacağınız şeyin büyüsü bozulur o yüzden söylemeyeceğim.
Türü fark etmeksizin her kitapta bir Love Story vardır. Elbette bu kitapta da var ama kitapta karşıma çıkan love story hiç beklemediğim bir love story oldu ne oluyoruz arkadaş dedim.
Kızların bırakıldıkları o kampta yaşadıkları şeyler, konuşulanlar, hissedilenler dehşet vericiydi. Bir ara artık kafayı yiyeceğim sandım. Yeter söyleyin artık bu kızlar neden hu hale geliyor diye söylenmeye başladım. Sebebin ne olduğunu öğrendiğimde ise... Ne düşündüğümü söyleyemem kusura bakmayın spoiler olur
Ve asıl en çok hoşuma giden kısım ise kadınların, erkek hegemonyası altında bu kadar ezilmeleri ve hor görülmelerine