HAKAN TOKDEMİR

HAKAN TOKDEMİR
@edebi80
Kitapsız bir hayat düşünemeyenlerdenim. Her yeni kitap bir aydınlanmadır benim için. Kitap incelemelerimi, farklı türlerdeki denemelerimi paylaştığım hakantokdemir.blogspot.com
BARIŞ ÇOCUKLARLA GELECEK
Puan vermedi·120 syf.··
2025 71. kitabı
“Ama kardeşlerimiz, anne babalarımız var. Hepimize yetmez ki bu kulübe.” diyerek büyütürdük kulübemizi. “Büyükler de topraklarına sığmadıkları için mi ülkelerini büyütmeye çalışıyorlar?” diye sormuştu Samar bir gün. Suspus olmuştuk ikimiz de. Sonra Samar, “Kulübemizi büyütmek için başkalarının kulübesini yıkmayacağız biz. Söz mü?” diye sormuştu. “Söz!” demiştim. Savaşın göbeğinde iki çocuk… Anlamaları gereken belki de son kavramı, savaşı, anlamlandırmaya çalışıyorlar. Her yer yıkık dökük, aileler perişan, yiyecek sıkıntısı had safhada… O küçücük kalpleriyle büyükleri gibi olmayacaklarına söz veriyorlar. İnce ve derinlikli üslubuyla yine konuşturmuş kalemini edebiyatımızın usta yazarlarından Çiğdem Sezer, “Günışığı Kitaplığı”ndan yayımlanan son kitabı “Yeryüzü Güvercinleri”yle. Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar içimin titrediğini, kalbimin öfkeden ve kederden bu kadar çarptığını anımsamıyorum. Ana karakterimiz Leyla’nın savaş ortamındaki çaresizlikte çoğu zaman umudunu yitirir gibi olsa da çevresindeki iyi insanlar sayesinde yaşama tutunması, doğum arkadaşı Samar’ı özlemle düşünerek güç alması ve tüm bunların en ufacık bir duygu sömürüsüne başvurulmadan dile getirilmesi ancak böyle yetkin bir yazar tarafından yapılabilirdi. Savaş tüm şiddetiyle sürerken Leyla, babası ve abilerini vatanlarını savunmaya uğurlar. Daha onların hasreti bile dinmemişken bir gün bakkaldan dönerken evlerine bomba düştüğünü görür ve ailesinin kalan üyelerine de bir türlü ulaşamaz. Kendisi de yaralanıp hastaneye düşen Leyla, “iyilik kuşları” adını verdiği sağlık çalışanlarının desteğiyle ayağa kalkar. Hastanede Samar’la yeniden bir araya gelen Leyla’nın sevinci daha da artar. Kitap, barışla bitmiyor belki ama barışa her zaman inanmamız gerektiğini ve dünyayı bir gün çocukların ve iyiliğin
Edebiyat
Yeryüzü GüvercinleriÇiğdem Sezer · Günışığı Kitaplığı · 202513 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
SİZİN SEVDİKLERİNİZLE ARANIZDA KAÇ KİŞİ VAR?
Puan vermedi·128 syf.··
2025 67. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 00:00
“Ronaldo mu, Messi mi?” “Eee, dedim zaman kazanmak için. Sanki tüm geleceğim, bu soruya doğru cevap vermeme bağlıymış gibi heyecanlanmıştım. Aslında bir bakıma, öyle de sayılabilirdi. Serbülent Gazi Kolejinde tam burslu okuyan tek çocuktum.” cümleleriyle başlıyor yine soluksuz bir macera sunan, Hanzade Servi’nin “Tudem Yayınevi”nden yayımlanan “Taşlı Yokuş Sokak Numara 5” adlı kitabı. Giriş sizi yanıltmasın, futbolla bağlantılı olsa da kitabın içeriği bize bambaşka bir dostluk ve fedakârlık öyküsü sunuyor. Kitabın ana karakteri Latif, yoksul ama insani değerlerin hala korunduğu bir mahallede annesi, babası ve ablasıyla küçücük bir evde maddi olarak zor koşullarda yaşayan, saygılı, zeki ve alçak gönüllü bir çocuk. Çok ünlü bir özel okulun tam bursluluk sınavını kazanınca yaşamı bir anda şekil değiştirmek zorunda kalıyor. Okulundaki Özgür ise Latif’in aksine çok zengin ve ünlü bir ailenin popüler oğlu. Bu ikili kitabın başındaki soru vesilesiyle sağlam bir arkadaşlığın temelini atıyorlar, eski Türk filmleri sıcaklığında bir dostluğa doğru ilerliyorlar. Servi’nin diğer yapıtlarında da her zaman vurguladığım sürükleyicilik özelliği bu yapıtında da okurun kitabı elinden bırakamamasını sağlıyor. Bence yazar bunu gençlerin dünyasını çok iyi gözlemleyip onlarla sağlam bir duygudaşlık (empati) kurarak başarıyor. Kitaptaki espriler, şakalar ve göndermeler yazarın sanki gençlerle akran olduğunu düşündürüyor. Bunu yaparken dili asla aşağı çekmeden ve seviyesini koruyarak yapması da en büyük özelliklerinden biri. Kitap 5, 6 ve 7.sınıflara öneriliyor yayınevinin sitesinde ancak her zaman ısrarla belirttiğim gibi içindeki çocukla bağını hiç koparamayan tüm yetişkinlerin de farklı sosyoekonomik koşullarda olsa bile çocukların masum dünyalarında gerçek dostluğu yaşayabileceklerini bize
Edebiyat
Taşlı Yokuş Sokak Numara 5Hanzade Servi · Tudem Yayınları · 20257 okunma
YETİŞKİNLER İÇİN BİR MASAL: ORMANDAKİ KALPSİZ CEYLAN
Puan vermedi·96 syf.··
2025 45. kitabı
“Tahtını, dolayısıyla da gücünü kaybetmek zorbaların korkusudur. İyi kalpli bir lider hiçbir şeyden korkmaz.” sözlerini alıntıladığım yapıt değerli gazeteci ve yazar Mine Söğüt’ün klasik Pamuk Prenses masalına eleştirel bir bakış olarak okunabilecek Can Yayınları’ndan yayımlanan Ormandaki Kalpsiz Ceylan adlı yapıtı. Buna benzer birçok hayat dersi içeren eleştirel masalın anlatının merkezinde bu sefer belki hiçbirimizin hatırlayamadığı kalbi çalınan ceylan bulunuyor. Avcı tarafından bir insan yerine “sadece bir hayvan” olduğu için kalbi çalınsa da yaşamaya devam ediyor ceylan ve anlatıya yeni eklenen sekizinci ve kız cüce Mantıklı’yla kalbinin peşine düşüyor. Doğa güzelliklerinin, tüm canlıların yaşam hakkının ön plana çıktığı yapıt adalet, vicdan, kimlik edinme gibi konular üzerinde derin sorgulamalarla ilerliyor. Söğüt, kalpsizlik kavramını hem bireysel hem toplumsal boyutta ele alırken mecaz anlamda kalpsiz olmanın daha kötü bir şey olmadığını okuru sorgulatarak her zamanki başarılı anlatımıyla güçlü bir biçimde yeniden anımsatıyor. Yapıtın en önemli yönlerinden biri de her karaktere duygudaşlık (empati) yapılabilmesini ustaca sağlaması. Karakterlerin başına gelenleri ve söylediklerini okuyunca hepsine hak veriyorsunuz ama tabii ki de hepimizin kendine yakın bulduğu bir karakter de var bu yapıtta. Örneğin klasik masaldaki kötü kraliçe burada çok farklı bir kimliğe bürünüyor. Tüm yetişkinlerin yavaş yavaş, sindire sindire okuması gereken bir kitap yazmış Söğüt. Klasik masalla büyüyenlerin aslında gerçek dünyada işlerin tam olarak da öyle olmadığını, olması da gerekmediğini etkileyici ve edebi bir dille anlatan yapıtı hepinizin okuması dileğiyle. “Ormandaki Kalpsiz Ceylan”, Mine Söğüt, masal, Can Yayınları, İstanbul, 2025
Edebiyat
Ormandaki Kalpsiz CeylanMine Söğüt · Can Yayınları · 2025441 okunma
KAYBOLAN KULAKLAR MI, İNSANLIK MI?
Puan vermedi·64 syf.··
2025 38. kitabı
Günümüzün en büyük dertlerinden biri de zorbalık, hatta dilimize bile bu sözcükten türetilen zorbalamak eylemi yerleşmiş durumda. İşte böyle hassas bir toplumsal konuyu kimseye parmak sallamadan, ders verici bir üsluptan sıyrılarak ele almayı başarmış Dilge Güney Tudem’den yayımlanan “Kayıp Kulak Vakası” adlı kitabında. Kitabın ana karakteri ailesinden yeterli ve sağlıklı ilgiyi göremeyen 11 yaşındaki Vivi, okulda da kulaklarından dolayı alaylar ve hakaretlerle boğuşmaktadır. Çareyi kulaklarını saklamakta bulur ancak okulun müdür yardımcısı Vivi’nin ailesini okula çağırıp okulunda kulaksız bir öğrenciyi istemediklerini, ertesi güne dek ailenin Vivi’nin kulakları olduğunu kanıtlamasını ister. Anne ve baba Vivi’nin kulakları olduğunu kanıtlama derdine düşerken bizler de meselenin “kulak”tan daha ötesinde bir sorun olduğunu görüyoruz. Ailelerin kendi dertlerine düşüp çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramaması, çocukların birbirlerine acımasız davranması, eğitimcilerin sorunları empati anlayışından yoksun çözmeye çalışmaları gibi sıkıntılı konuları her zamanki gibi kimseyi incitmeden, en önemlisi de ders vermeye çalışmadan, artık kendini kanıtlamış ve her yapıtında çizgisini aşarak ilerleyen üslubuyla başarılı bir şekilde vermeyi başarmış Güney. Hem çocukların hem de gençlerin seviyesine, edebi nitelikten ödün vermeden inip onları yukarıya taşımayı başarabilmek de çok önemli bir meziyet. Bir çocuk romanı olduğuna takılmayın; tüm yetişkinlerin “bile” demeyeceğim, “mutlaka” okuması gereken bir kitap Kayıp Kulak Vakası. Özellikle ebeveynlerin üzerinde düşünüp ders çıkararak okumalarını diliyorum. Kayıp Kulak Vakası, Dilge Güney, Tudem, İzmir, 2024.
Edebiyat
Kayıp Kulak VakasıDilge Güney · Tudem Yayınları · 20253 okunma
UYGAR OLMAYI BAŞARABİLDİK Mİ GERÇEKTEN?
Puan vermedi·196 syf.··
2025 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2025 16:52
Klasik bir zamanda yolculuk kurgusu okuyacağımı düşünmüştüm kitabın başında Eymen adlı mühendis ve arkadaşlarının zaman makinesi tasarlamaya çalıştıklarını okuyunca ancak sayfalar ilerledikçe hem sıkı bir sevgi öyküsü hem sıkıcılıktan uzak tarihi bilgiler hem de sürükleyici bir kurgu çıkıverdi karşıma. Türkçe sevdalısı, usta yazar Feyza Hepçilingirler’in ilk baskısı 2019’da Doğan Egmont’tan, son baskısı da 2024’te Tudem’den yayımlanan Hitit Prensesi Arinna kitabından söz ediyorum. Eymen ve arkadaşlarının amacı zaman makinesini oluşturup Salih’i geçmişe göndermektir ancak tam başarılı olduklarını düşündükleri anda Salih'i göndermek yerine binlerce yıl ötesinden kim olduğunu bilmedikleri birini veya bir şeyi günümüze getirdiklerini fark ederler. Ancak nereye getirdiklerini bile bilemezler. Geçmişten gelen Hititli Prenses Arinna ise Nisa Hanım'ın evine ışınlanmıştır. Nisa Hanım'ın kızı Elvan ile akran olan Arinna, günümüzün olanaklarına haliyle şaşkınlıkla tepki gösterir. Elvan ve ailesi öncelikle bu misafiri yadırgasalar da sonra çok alışırlar ve adeta onu ailelerinin bir bireyi olarak görürler. Dilimizin zenginlikleri ve korunmasına yönelik yapıtlarıyla okurların sevgisini kazanan Hepçilingirler'in çağlar boyunca pek çok önemli uygarlığa ev sahipliği yapmış güzel Anadolu'muzun geçmişini bugünle buluşturan, zamanlar arası bir macerayı anlattığı yapıtta insanlığın çağdaşlaşma uğruna dünyayı nasıl sıradanlaştırdığı ve kendi özgürlüğünü yok ettiği de tarihin derinliklerinden gelen bir prensesin gözünden başarıyla aktarılmış. Hepçilingirler her zamanki gibi gösterişten uzak ama oldukça sürükleyici ve etkileyici dilini bu kitapta da konuşturuyor. Ben de Türkçe aşığı bir öğretmen olarak Hepçilingirler’i dilimizle ilgili çalışmalarından dolayı bu vesileyle kutluyor ve kendisine
Edebiyat
Hitit Prensesi ArinnaFeyza Hepçilingirler · Doğan ve Egmont Yayıncılık · 201919 okunma