Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyaya, sağ’da ya da sol’da kendi imanlaştırılmış zihinsel yapımızla değil; çok boyutlu, irdelemeci, her günün gerçekliğini yeniden ve yeniden betimleyerek irdelemeye başlayabilecek bir kafa ile bakmamız gerekiyor. Bunun yolu ise, belki de bugüne kadar önemsemediğimiz betimleyici sosyolojik araştırma ve incelemeri okumaktan, kurcalamaktan geçiyor.
Şimdiye kadar okuduğum en naif aşk hikayesi bu.
Duyguları laf kalabalığı yapmadan verebilmek büyük maharet işidir. Sabahattin Ali, başarıyla gerçekleştirmiş bunu. Kısa anlatımlara derin anlamlar yükleyebilmiş. Örneğin buna benzer bir aşk hikayesini Orhan Parmuk’un Masumiyet Müzesi’nde okuduk. Ama incelememde de belirttiğim gibi ( #33669663 ) Orhan Pamuk o kadar çok sözcük kalabalığı yaratmış, o kalabalıkta okuru o kadar boğmuş ve en sonunda anlattığı şeyden o kadar bunaltmıştı ki, şimdi bu romanı okuduktan sonra gerçek bir aşk hikayesi nasıl anlatılırsa etkili olur sorusuna cevap bulabildim.
Tek kelimeyle müthişti. Kadife yumuşaklığında bir eserdi. Maria Puder’in feminist tarafları çok hoşuma gitti. Raif Efendi’nin ise daha akıllı olmasını, ön yargısızca düşünebilmesini çok isterdim.
Kısacası, bence harika bir kitaptı.