Her bir sûfî, tasavvufu kendi meşrep ve haline uygun şekilde tarif etmiştir.
....
Ebû Muhammed-i Cerîrî'ye, tasavvufun ne olduğu sorulunca şöyle demiştir: "Tasavvuf, bütün yüksek ve güzel ahlâklar ile ahlâklanmak, her türlü kötü ve düşük ahlâktan uzaklaşmaktır."
Cüneyd-i Bağdâdî'ye tasavvufun ne olduğu sorulunca şöyle demiştir: "Tasavvuf, Allah Teâlâ'nın seni nefsânî sıfatlarından öldürüp kendisi ile ihyâ etmesidir."
Kulun içinde bulunduğu vakitler ve durumlar farklı farklıdır. Bazı hallerde dua sükûttan daha faziletlidir, o zaman dua yapılır. Edep budur. Bazı hallerde sükût daha faziletlidir, sükût edilir, o zaman içindeki edep odur. Bu, o vakit içinde bilinir. Çünkü her vakitteki ilim, o vaktin içinde hâsıl olur. Kul, yaşadığı vakit ve hal içinde dua etmeye bir işaret aliyorsa, dua etmesi daha faziletlidir. Sükût etmeye bir işaret alıyorsa, sükût etmesi daha faziletlidir.