Hesna, Ölmüş Eşek'i inceledi.
02 May 11:40 · Kitabı okudu · 3 günde

Sevgili Eşek Kardeşim;

Mektuplarını alınca çok şaşırdım. İğnemle kanatlarım birbirine girdi. İnanır mısın? Ben inanmadım. İnanmadım tabii. Tahtalıköy'e kim gitmiş de mektup göndermiş? Hem de mürekkep yalamış bir merkep... Hiç hayatımda duymadım. Zarfın üzerinde şu pulları da görmesem https://imgyukle.com/i/Vqzl0 , daha da inanmazdım. Dedim işin içinde Aziz Nesin varsa, vardır bir bildiği. Hem de taa 1957 yılında gönderilmiş, elime daha yeni geçiyor. Demek ki ordaki zaman kavramıyla burdaki de farklı eşek kardeş. Ne edem, ne diyem, nerelere gidem bilemedim. Benim bu yazdıklarım da eline ne zaman ulaşır bilemeyeceğim ya da çoktan ulaştı da haberim mi yok? Zaten az biraz aklım vardı, senin yazdıklarını okuyunca o da gitti. Dut yemiş eşekarısı gibi kalakaldım. Düşündüm, düşündüm. Bir akıl sır erdiremedim.

Baktım da o zamandan bu zamana pek de değişen olmamış eşek kardeş. İnsanlar hala aynı. Ölen öldüğüyle kalıyor. Borcun varsa onlara, arkandan ağlarlar. Öldüysen, kuytu köşede gelip ceplerini yoklarlar. İzleyip, izleyip giderler. Yardım ederiz derler, kolunu çıkarırlar. Ayrı bir vurdumduymazdır onlar. Kan kaybından ölsen, eskimiş pabuç teki gibi kalakalırsın ortada. Bir el atalım da yetiştiriverelim demezler. O da ne ki? Sıradan ölüm bu yahu, deyip beğenmezler; ulu orta asılacak adam ararlar, şöyle zevkine vara vara izlemelik.

Ben de senin yazdıkların sayesinde, drone kamera gibi yukarılardan uçarak bir öte dünyayı bir bu dünyayı izledim durdum. Bilirsin ben fazla yüksekten uçamam. Ama gözlem yapmak benim işim, bal da yapamayınca... Neler yaşamışsın da haberimiz olmamış. Hani Snoopy diye bir köpek vardı, hatırlar mısın eşek kardeş? Sahibi Charlie Brown teselli ediyordu onu: Merak etme, bir gün hepimiz öleceğiz! Teselli olur mu hiç zavallı Snoopy? Doğru ama diğer günlerin hepsinde yaşayacağız, diye üzülüyordu. Meğer ölmek daha zormuş ya eşek kardeş, gördüm de şaşırdım. Sanki yaşarken çok güzel yaşıyorduk ya... Ölümden sonrası meğer ayrı bir ızdırapmış. Adam - pardon eşek-  şöyle bir keyfiyle ölemez mi? Ölüye kırk takla attırırlar da öyle huzura erdirirlermiş. Bizim camiada bir laf vardır: İt ite, it kuyruğuna, derler. O misal. Bu ölümün de ne çok bürokrasisi varmış! Bir an evvel gömelim gitsin, demezlermiş. Yakının varsa, torpilin varsa ohh ne ala yaşadın. Pardon, huzurla ölebildin. Hani tek eşit olduğumuz şey ölümdü? Orda da eşitlik yokmuş meğerse eşek kardeş. Sahip çıkanın, mezar bulanın yoksa yandın. Bir ordan, bir buraya. Ya da morglarda sürünürsün. Ölme eşeğim ölme... Yaz gelsin de yonca bitsin!

Hadi işin yaver gitti ya da seni başkasının ölüsü diye kakaladılar da gömüldün, diyelim. Yalancının mumu yatsıya kadar! Foyan ortaya çıktı mı, mezara girsen de huzur yok. Bir ademoğlu gelip de üç kulhu bir elham okumaz. Gelen varsa da mezara tükürür gider. Hay ben böyle Dünya'nın, dersin. Amma velakin, Tahtalıköy'de de rahat edemezsin. Hem, ne çok konuşur bu ölüler? Benim bile beynim şişti eşek kardeş! Cehenneme gider, huzur bulursun; rahata erdin diye alır cennete gönderirler. Tam Tahtalıköy yani... Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal!

İnsanlar, sizleri aşağılamak için derler ya hani: İnsanda yok ise edep; okusa, alim olsa da yine merkep, yine merkep... Kurban olsunlar size! Sen hiç kafana takıp da üzülme Eşek Kardeş. Her nasılsa; insanlık ölür, hayvanlık ölmez! http://youtu.be/oNT2dimuJCA

Öperim kulaklarından. Pek Hürmetli Kardeşin Eşekarısı...

Edep Yahu!!!
Bazı insanlar güzel konuşmayı bilir. Bazıları yazmayı, bazıları güzel giyinmeyi.. İnsanların, türlü türlü yetenekler vardır ama..En güzel insan; Haddini, kendini ve edebini bilendir.