Kişisel gelişim kitaplarına oldum olası önyargı ile yaklaşmışımdır. Keşke buna da önyargı ile yaklaşsaydım, hatta hiç yaklaşmasaydım, yanından bile geçmeseydim. Çok üzgünüm. Okuduğum en kötü kitap olabilir, pardon kitap değil, kitap dışında her şey olabilir. Belki bir muz kabuğu, kırık porselen bardak ya da sigara izmariti. Çöp mü demeliydim yoksa? Neyse siz anlayacağınızı anladınız sayın okur...
Yaşamım boyunca pembe bir fil aklıma bile gelmemişken, birden gözümün önünde minik kanatlı pembe filler dolaşmaya başladı. Yahu noluyor! Sen filsin, kendine gel. Nedir o öyle uçmalar, telefonumun üzerinden atlamalar, bardağımdaki suyu hortumlarıyla birbirlerine püskürtmeler falan. Garip garip hareketler. Hay Allah, nasıl kurtulacağım bunlardan! Keşke bunun yerine Şeyma Subaşı'nın Sadece Şeyma adlı kitabını alıp okusaydım belki bir şeyler katardı. Hoş, bir şey katmasa bile fillerle uğraşmak zorunda kalmazdım en azından.
Inception filmini izlediyseniz, Arthur helikopterde Saito'ya "sana filleri düşünme desem ne düşünürsün" diye sorar. Saito da "filleri" diyerek yanıtlar. Yani ablacım öyle düşünme demekle olmuyor bu işler :)
Bu arada kitabın isminin, George Lakoff'un "Don't Think of an Elephant!" adlı kitabından ç'alınmış olduğunu da görüyoruz. Sadece isim benzerliği olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu durumda ben de size; 'peki neden fil (elephant)? neden zürafa, kaplumbağa veya kapibara değil?' diye sorarım. Herneyse, en kısa zamanda bu kitabı okuyup, içeriğinde de bazı "benzerlikler" olup olmadığını gözlemledikten sonra, siz değerli okurlar için incelememi güncelleyeceğim.
Kitap, hayatımızdaki olumsuzluklardan kaçmadan, bu acılar ne zaman bitecek diye düşünmeden yaşamayı ve kabullenmeyi öğretiyor. Ya da öğretmeyi amaçlıyor diyeyim. Yazarımız da bir panik atak geçirmiş ve bu