Edip Cansever

Hem ne akla uydum da yazdım o mektubu Hadi yazdım neyse, ne bok yemeye yolladım!
Sayfa 18·Kitabı okudu
Reklam
Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyar mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına işte o evin kapısında bulacaksın beni
Sayfa 15·Kitabı okudu
Kasvet, elinde bir paslı makas, istanbul'un asma köprülerini kesti. Sevdamızın ipinde cirit oynayan cambaz Şimdi bir kör satırdır içimizde, Ha düşer, Ha düşer, Ha düşer ...
Sayfa 6·Kitabı okudu
Kıyılara pahalı lokantalar açılmıştı, en taze balığı almak için yarışıyorlardı. O balıkları tutanlarsa ömür boyu adım atamazlardı oralara. El yakan fiyatlarla ne mümkün. İstanbullular gelip, onların bir aylık kazancını bir akşam yemeğine veriyorlarmış, öyle söyleniyordu. Lüks otellerde bir kadeh içkiye veriyorlar o parayı diyenler de vardı.
Sayfa 9·Kitabı okudu