Hayattaki deneyimimizin her adımında, egomuzun kontrolünü aşan şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. İşte, bizim için önemli ve gerekli olan şeyleri de tam olarak kontrolümüz dışında kalan bu alanda buluyoruz.
Bilindiği gibi, işini özenle yapan eğit­menler, eğittikleri cahil kitleleri huzursuz etmek istemezler.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayattaki deneyimimizin her adımında, egomuzun kontrolünü aşan şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. İşte, bizim için önemli ve gerekli olan şeyleri de tam olarak kontrolümüz dışında kalan bu alanda buluyoruz.
Yakınımızda bulunan hazine, hiç var olmamış gibi değersizdir. Asıl önemli olan şey yolculuk, daha doğrusu ger­çekleşmesi mümkün görünmeyen yolculuktur. Bizi uzaklara, acayip bir yere götüreceği, daha da önemlisi srāddhanın bir yansıması olarak- doğası gereği belirsiz ve garantisi olmayan bir şeye yani rüyaya dayandığı için mümkün olmayan bir yol­culuktur. Ancak hazinenin var olmasını sağlayacak tek şey bu yolculuktur. Mitolojilerin yararlı olup olmadığı sorusuna ya­nıt olarak bu yeterlidir. Sonuçta hikayelerin en önemli erde­mi, tek başına hikayenin örgüsünü yansıtan yalınlıktır.
Bilindiği gibi, işini özenle yapan eğit­menler, eğittikleri cahil kitleleri huzursuz etmek istemezler.
... editörlük mesleğini tanımlamak için iki kelime kullanmıştı: kaptanlık ve bahçıvanlık. Bu iki kelime, işin uzmanı olmayan birine alçakgönüllülüğü çağrıştırabilir. Oysa ben tam aksine bu sözcüklerin büyük bir tutkuyu yansıt­tığına inanıyorum. Hem kaptan hem de bahçıvan halihazırda var olan bir şey için çalışır: bir bahçe ve taşınması gereken bir yolcu. Aslında genellikle "yaratıcılık" diye adlandırılan şey de daha önceden var olan şeylerden beslenir. Her yazarın için­de, ekilip biçilecek bir bahçe ve bir yere taşınacak bir yolcu vardır, bundan daha fazlası değil. Aksi takdirde bu yazar, pek de ilgi çekici olmayan bir karakterle yani kendisiyle uğraşmış olurdu.