“Yıllar yanımızdan geçip gitti.
‘…yanımızdan geçip gitti.’ Sen söylemiştin.”
“Hepsi, hepsi ama hepsi, varı yoğu, hepsi… Hepsi -baştan- ayrılıktı. Şimdi bu dünyanın ayrılık olduğunu daha iyi biliyorsun. Ayrılığın alevleri sarıyor, kızıllığı,
yangını.
Hep yansın. Veda et. Yangındasın.”
“Bizim gibiler için yaşam susup kalış, susup kalakalış.
Susup kalakalış: Yarın da, öteki günler de, sonrakiler de hep sarı; güz yaprağı sarısı, en üzgün sarı.”
***
Sen Diye Biri, Selim İleri’nin ölümünden sonra yayımlanan son kitabı. (Yazarı bir yıl önce 8 Ocak’ta kaybettik.) Kapağındaki Cüneyt Arkın fotoğrafı, kitabın -İleri’yi tanımayanlar için- bir biyografi olduğunu düşündürse de yazarın tabiriyle bir “sayıklamalar” kitabı Sen Diye Biri. 218 bölümden oluşan İleri tarzında notlar gibi de düşünülebilir. Notlar sırayla akmıyor: Yazar sık sık geriye dönüyor, sayıklayan birinin tavrına uygun olarak anlattıklarını yeniden yeniden anlatıyor. Bunlar elbette melankolisi üst düzeyde anlatılar. Yazar, baştan kaybettiğini biliyor. Baştan ayrıldığını, baştan yalnızlık yolunu seçtiğini, yarının yapayalnız olduğunu baştan seziyor. Hem gerçek yaşamı hem yazarlık yaşamı karaduygularla dolu. Yaşam perdesini kapatırken okurlarına bıraktığı son not bu: Sen Diye Biri
Cüneyt Arkın’la 1971’de Günahsızlar filminin çekiminde tanışan İleri, ilerleyen yıllarda -Cüneyt Arkın henüz Malkoçoğlu olmamış, bireysel filmler çekmektedir- Ortalık gazetesinde hem Cüneyt Arkın’ı hem de onun genç yeğenini haksızca eleştiren bir yazı yazınca araları açılır. Uzun yıllar konuşmazlar. Arada çeşitli vesilelerle bir araya gelişler, cenaze törenleri vs. Ancak sabahlara kadar oturup içtikleri (Cüneyt Arkın bir dönem alkol tedavisi görmüştür.) geceler bitmiş, araya hayli uzun bir ayrılık girmiştir. Ta ki 2018’de Cüneyt Arkın’ın