Editöre Not
Puan vermedi·136 syf.··
2026 58. kitabı
Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne değildir; zamanın içinden geçerek kültürün hafızasına yerleşen bir düşüncedir.Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne değildir; zamanın içinden geçerek kültürün hafızasına yerleşen bir düşüncedir. Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne değildir; zamanın içinden geçerek kültürün hafızasına yerleşen bir düşüncedir. Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne değildir; zamanın içinden geçerek kültürün hafızasına yerleşen bir düşüncedir.Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne değildir; zamanın içinden geçerek kültürün hafızasına yerleşen bir düşüncedir.Bu kitap, yayıncılık üzerine yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. Editöre Not, edebiyatın görünmeyen tarafını anlatan bir düşünce kitabıdır. Calasso’nun satırlarında şu duygu sezilir: Gerçek bir kitap, yalnızca okunan bir nesne
Editöre NotRoberto Calasso · Ketebe Yayınları · 20254 okunma
Usta’nın Vedası: Sen Diye Biri
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 08:38
“Yıllar yanımızdan geçip gitti. ‘…yanımızdan geçip gitti.’ Sen söylemiştin.” “Hepsi, hepsi ama hepsi, varı yoğu, hepsi… Hepsi -baştan- ayrılıktı. Şimdi bu dünyanın ayrılık olduğunu daha iyi biliyorsun. Ayrılığın alevleri sarıyor, kızıllığı, yangını. Hep yansın. Veda et. Yangındasın.” “Bizim gibiler için yaşam susup kalış, susup kalakalış. Susup kalakalış: Yarın da, öteki günler de, sonrakiler de hep sarı; güz yaprağı sarısı, en üzgün sarı.” *** Sen Diye Biri, Selim İleri’nin ölümünden sonra yayımlanan son kitabı. (Yazarı bir yıl önce 8 Ocak’ta kaybettik.) Kapağındaki Cüneyt Arkın fotoğrafı, kitabın -İleri’yi tanımayanlar için- bir biyografi olduğunu düşündürse de yazarın tabiriyle bir “sayıklamalar” kitabı Sen Diye Biri. 218 bölümden oluşan İleri tarzında notlar gibi de düşünülebilir. Notlar sırayla akmıyor: Yazar sık sık geriye dönüyor, sayıklayan birinin tavrına uygun olarak anlattıklarını yeniden yeniden anlatıyor. Bunlar elbette melankolisi üst düzeyde anlatılar. Yazar, baştan kaybettiğini biliyor. Baştan ayrıldığını, baştan yalnızlık yolunu seçtiğini, yarının yapayalnız olduğunu baştan seziyor. Hem gerçek yaşamı hem yazarlık yaşamı karaduygularla dolu. Yaşam perdesini kapatırken okurlarına bıraktığı son not bu: Sen Diye Biri Cüneyt Arkın’la 1971’de Günahsızlar filminin çekiminde tanışan İleri, ilerleyen yıllarda -Cüneyt Arkın henüz Malkoçoğlu olmamış, bireysel filmler çekmektedir- Ortalık gazetesinde hem Cüneyt Arkın’ı hem de onun genç yeğenini haksızca eleştiren bir yazı yazınca araları açılır. Uzun yıllar konuşmazlar. Arada çeşitli vesilelerle bir araya gelişler, cenaze törenleri vs. Ancak sabahlara kadar oturup içtikleri (Cüneyt Arkın bir dönem alkol tedavisi görmüştür.) geceler bitmiş, araya hayli uzun bir ayrılık girmiştir. Ta ki 2018’de Cüneyt Arkın’ın
Edebiyat
Sen Diye BiriSelim İleri · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511 okunma
Reklam
Franklin'in Laneti: Kayıp Keşif Kolu ve Görünmez Katil
7/10
·97 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
488 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 17:09
Kitap Hakkında Bilgiler: Yayıncı: Sergio Bonelli Editore (İtalya), Lalkitap (Türkiye) Seri: Martin Mystère Sayı Numarası: #379 Türkiye'de #212 Orijinal Başlık: A nord da nord-ovest Yayın Tarihi: Eylül 2021 (İtalya), Eylül 2022 (Türkiye) Yazar (Writer): Sergio Badino Kapak (Cover): Giancarlo Alessandrini Yıl 2021, Ağustos ayıydı. New York'tan yola çıkan Martin Mystere ve Java, uzun bir yolculuğun ardından Kanada'nın Gjoa Haven Havalimanı'na indiler. Onları Marilyn Kunuk adlı bir doktor karşıladı. Martin'in zihninde, Doğu Harlem'de bir bar çıkışında Java ile birlikte maruz kaldıkları ırkçı saldırının ve ardından hastanede geçirdiği günlerin anıları hala tazeydi. Hastanede okuduğu bir kitap, Franklin'in Kayıp Keşif Kolu hakkındaki bu belgesel projesinin temelini atmıştı. Şimdi, bu eski gizemi aydınlatmak için bu uzak Kuzey topraklarındaydılar. Franklin'in trajik hikayesi 1845'te başlamıştı. İngiliz donanması, "Kuzeybatı Geçidi"ni bulmak üzere Erebus ("Karanlık") ve Terror ("Dehşet") adını taşıyan, dönemin en gelişmiş gemilerini göndermişti. Aslında bu gemiler, 1839'da deneyimli subay James Clark Ross komutasında Antarktika'da manyetik Güney Kutbu'nu aramış, ancak başarılı olamamışlardı. Şimdi yeni görevleri, Atlas ve Büyük Okyanus'u birbirine bağlayan bu efsanevi geçidi keşfetmekti. Sir John Franklin liderliğindeki bu seferde, genç subay James Clark Ross Erebus'un komutanıydı, Terror ise İrlanda kökenli pragmatik bir subay olan Francis Crozier'in emrindeydi. Gemiler, buharlı motorlarının da gücüyle, 19 Mayıs 1845'te Londra'dan ayrıldı. Ancak, sadece iki ay sonra, Temmuz 1845'te Baffin Körfezi'nden geçerken iki balina gemisi tarafından son kez görüldüler. Eylül 1846'da, Kral William Adası açıklarında buzlara sıkıştılar ve bir daha onlardan haber alınamadı. 24 subay ve
Martin Mystere - Sayı 212 - Kuzeybatıdan KuzeyeSergio Badino · Lal Kitap · 20223 okunma
Gördüğüm her "psikolojik" kitaba bir daha uçarsam
4/10
·376 syf.··
2025 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 00:00
Merhabalarrr! Şu an yazacağım inceleme şu ana kadar yazacağım en zorlayıcı incelemelerden biri olacak sanırım, konu hassas çünkü. Ben şu kısacık incelemeyi bile yazarken geriliyorum ama yazar hanım dinleyin bakın neler yapmış. Bu kitabı okurken saçlarımı yoldum, saçlarımı çekiştirdiğim için kafa derim yüzüldü, tırnaklarımla sinirden yüzümü parçaladım, yazarın ağlamamızı umut ettiği yerlerde sinir krizine girerek kahkahalara boğuldum, kendimi duvardan duvara attım duvarlar bile haklısın abla gel bir daha çarp dedi bana, yorganımı ısırdım, yastığımı yumrukladım, delirdim kısacası. Özetle, puanımdan da anlayacağınız üzere kitabı sevmedim ve şimdi kısaca konusundan bahsederek incelemeye giriş yapmak istiyorum. Ana karakterimiz Beste hayatın korkunç yüzünü görmemiş, tamamen toz pembe bir hayat yaşamış aşırı "iyi" bir kızcağız. Kendisi 17 yaşında sınav kaygısı olan, bir yıldan gam yemeyeceksek yaşıtım olan bir genç. Beste sınıfındaki Soner isimli bir çocuğa kafayı takmış durumdadır. Onun sessizliği, kimse tarafından sevilmemesi, derslere hiç takılmaması ve düşük notlar alması çok içine oturuyordur çünkü ne dedim Beste iyi bir kız. Bu yüzden bir gece bu Soner'e mesaj yazıyor diyor ki ben senin bu haline gerçekten üzülüyorum, o yüzden bugünden itibaren her gün sana okulda hangi ödevlerin verildiğini yazacağım ÇÜNKÜ BEN İYİ BİR İNSANIM. Bakın iyi insanın altını çiziyorum. Beste'nin gecenin bir yarısı yazdığı bu mesajlar ise Soner'e intihar etmek istediği bir anda ulaşıyor. Ve Soner Beste'nin yazmaya devam edip etmeyeceğini, yazacaksa da neler yazacağını merak ettiği için intihar etmekten vazgeçiyor ve Beste aylar boyunca yazmaya devam ediyor. Hikayemiz ikilinin yakınlaşmasıyla ilerliyor. Şimdi öncelikle şunu belirtmek istiyorum, ben çok net okuma kriterleri olan biri
İzler KalırSude B. · Pukka Yayınları · 20241,862 okunma
8/10
·1192 syf.··
2025 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 16:59
#okudumbitti #yaşamveyazgı İnsan böylesine korkunç derecede aç ve soğuk bir yaşama uzun süre dayanabilir mi? Sen nasıl yaşayacaksın bu dünyada? Bu kadar da hassas olunmaz ki. Kendi ruhunu oku, benimkine burnunu sokma. Grossman 1950'lerde yazmaya başlıyor Yaşam ve Yazgı'yı. Ekim 1960 yılında arkadaşlarının sözüne kulak asmadı ve elyazmasını editöre teslim etti. Şubat 1961 yılında üç KGB görevlisi eve gelip Yaşam ve Yazgı ile ilgili ne varsa hepsine el koyuyor. Lâkin görevlilerin bilmediği bir şey vardı, Grossman kitabın iki kopyasını daha yapmıştı ve bunları da başka iki arkadaşına teslim etmişti. Gulag Takımadaları dışında bu kadar tehlikeli sayılan başka bir kitap daha olmamıştı şeklinde de not düşülmüş kitabın giriş kısmına. Yazarın vefatından sonra yayımlanmış kitap. Yazar 1964 yılında sefalet ve baskı altında ölüyor kitap da ölümünden 16 yıl sonra basılıyor. Keşke yayımlandığını görseydi. Stalin Rusyasını en iyi anlatan kitaplardan biriymiş. Diğer yazarların-Şalamov, Soljenitsin, Nadejda- gücü dışlanmış olmalarından gelir. Grossman'in gücü, en azından kısmen, Sovyet toplumunun her katmanlarını yakından biliyor olmasındandır. Yazar bütün bir çağın portresini anlatıyor. Yazar gerçek hayatta annesini Ukrayna'dan Moskova'ya getiremiyor çünkü eşi istemiyor. İşgale uğrayan Ukrayna'da ne yazık ki annesi Almanlar tarafından katlediliyor. Yazar bunun acısını yaşamı boyunca çekiyor ve Yaşam ve Yazgı'yı da annesine ithaf ediyor. Annesi ve eşiyle olan olayı kitabında da dile getiriyor. Acımasız olan acımasızdır. Dönemin önde gelen isimlerinin aslında birbirinden pek bir farkı olmadığını da dile getiriyor Grossman. Gözünü hırs ve savaş bürümüş birinden vicdanlı olması beklenemez zaten. Genel olarak bakınca diyeceğim şu ki konusu güzel evet lâkin beni çok yordu. Savaş ve
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 202222 okunma
darling, dearest, dead,
10/10
·162 syf.·
2024 27. kitabı
inceleme yazıp yazmamak konusunda çok kararsızdım, 13 kitap sonuçta ama kısa bir şekilde fikirlerimi yazayım dedim. dizisini bir-iki sene önce izlemiştim, ve o zamanlar arasam da kitapları bulamamıştım, lemony snicket'in dizi için bir uydurma olduğunu sanmıştım sanırım. (nasıl kitapları bulamadım bilmiyorum). olayı da hayal meyal hatırlıyorum gerçi. her neyse. geçenlerde karşıma çıkan bir instagram reels'i üzerinden bunu gördüm, ve çocuklar için yazılmış gibi görünen ancak karanlık olan kitaplara zaafım olduğundan hemen seriye başlamalıyım dedim. hikayemiz, violet, klaus ve sunny'nin, yani baudelaire çocuklarının ailesinin yangında ölmesiyle başlıyor. çocuklar yetim kalmıştır ve ailelelerinin vasiyeti, onların bir aile/akraba üyesinin yanında kalmasını gerektirmektedir. aileleri aynı zamanda violet'e, yani büyük çocuğa reşit olduğu zaman kullanabileceği bir servet bırakmıştır. nereden çıktığı belli olmayan, baudelairelerin (çok) uzaktan akrabası olduğunu iddia eden kont olaf isimli bir adamın da hikayeye gelişiyle baudelaire çocukları onun himayesine verilir. ancak kont olaf kötü niyetlidir, amacı çocuklara iyi bir yuva sağlamak değil, servetlerini ele geçirmektir. lemony snicket'in de bizi başta uyardığı gibi, bu hikaye, mutlu bir sonu olan hikaye değil. ne zaman çocuklar bir şey başardı desek, hep bir terslik çıkıyor ve işler aleyhlerine dönüyor. bu daha çok çocuklara hitap eden bir seri olduğu için tabii ki kitaplarda bir tık saçma bulduğum bir-iki noktaya değinmeyeceğim. (çocuk kitabında bile beğenmeyecek bir şey buldum ya, kendime şaşırıyorum bazen. gerçi ne kadar çocuklara hitap ettiği tartışılır sanırım??) ama genel hatlarıyla çok beğendim. kasvetli hikayelerin insanı olarak, baudelairelerin hikayesinin de iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum. ben kitabı
Edebiyat
The Bad BeginningLemony Snicket · HarperCollins · 19991,044 okunma
Reklam
Reklam