Yaklaşık 20 yıl önce okuduğum Yarın Yapayalnız’ı tekrar okudum. Aradan bunca zaman gelmemiş gibi. Soprano Handan Sarp’ın terzi kızı Elem’e duyduğu büyük aşk ekseninde (bu karşıtlıklar evreninde) toplumun çelişkili yönleri delik deşik ediliyor.
Bireyselden toplumsala, oradan da kapkara bir yalnızlığa gidip gelen satırlar… Onlarca çiçek adı, onlarca eser adı, onlarca film adı eşliğinde…
Selim İleri’nin kendine en yakın eserlerinden biri olduğunu bildiğim Yarın Yapayalnız, yazıldığı günden beri hiç eskimedi. Post modern duyumsayışları kıskıvrak yakalayan İleri, Reşat Nuri’nin “Çalıkuşu”su ile birlikte eserini bize okutuyor.
Ne zaman bir Selim İleri romanı bitirsem kalbim yanar. O acıları ben çekmişim, o hisleri ben duymuşum gibi.
Altını çizdiğim cümlelere yıllar içinde dönüp bakmıştım. Ömrüm oldukça da bakacağım.
Sizi iyi ki tanıdım Selim Bey. İmzalı bir kitabınız, birlikte çektirdiğimiz bir fotoğrafınız bende ömürlük bir hatıra.
“Hangimizin gönlü karlı kuş yuvası değil ki?”
Toplumun dudak bükeceği tuhaf aileler yaratmak yerine, dudak büken topluma meydan okumak, ölümcül yalnızlığı tercih etmek. Galiba. Kolay bir seçim değil. Tercih etmeye çalıştım.
Sayfa 323 - Everest Yayınları, 6. basım, Ekim 2011·Kitabı okudu