Eda

Ağlayamıyor, katılmış, tıkanmış, öylece duruyor yalnızca. Biliyor: yüreğindeki bu zehir yavaş yavaş yayılacak bedenine; bu acı yavaş yavaş bütün bedenini ele geçirip kendisi olacak.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Reklam
Düpedüz yaşayamıyor. Hani şu doğal, rasgele, her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünen insanlar gibi yaşayamıyor. Ayağı hep ayrıntılara takılıyor. Tökezliyor. Orada kalıyor.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Umarsız yıkımlardan sonra oynanacak en iyi oyundur: her şeye kaldığın yerden başlama ve hiçbir şey olmamış gibi sürdürme oyunu.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Her şeyi anlıyor, herkesi tanıyor, her sorunu kavrıyor, yani kavraya anlaya yaşlanıyordum. Anlamak yorgunuydum. Bu yüzden kimseye kızamıyordum. Kimseden doya doya nefret edemiyordum.
Sayfa 73·Kitabı okudu
"Bu kadar korku iyi değildir. Bir gün gelir yaşamın tüm anlamı bu korku olur,"
Sayfa 73·Kitabı okudu
Reklam