Ülkeler arası sınırdan bahsetmiyorum ilhami.
Şerefle şerefsizlik arasındaki sınırdan bahsediyorum. Vicdanla vicdansızlık, haysiyetle haysiyetsizlik, dürüstlükle alçaklık arasındaki sınırdan. Yunan bir filozof şöyle demişti: "Bir kere sınırı aşan için artık sınırı yoktur." Yani her günah mübah, her ahlaksızlık makbul, her hırsızlık artık mümkündür.
Allah korudu ama bu vaziyeti Bahtiyar'a vermiş anlaşılan. Bir de bu hayvancıkları katledelim diyorlar. Eğer Bahtiyar havlayarak ortalığı ayağa kaldırmasaydı, Başkomiserin bu akşam sizlere ömür...
Alıştığımız dünya, alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızdan. İşin kötüsü de herkes, hepimiz şikayetçi olmamıza rağmen elimizden bir şey gelmiyordu.
Vatanın istikbalinin tek ümidi olan Osmanlı gençliğinin iradesinin güçlendirilmesine hakikaten hizmet etmeyi ve zorluklardan yılmayan, irade sahibi, cesur ve faal, hayat mücadelesinden çekinmeyen, arayan, araştıran ve girişen, sağlam bir toplum yetiştirmeyi başarırsak şahsi çabalarımız zaten bizzat bahsettiği samimi mükafatı bu sayede fazlasıyla arttırmış oluruz.