Unutmanın iki yolu vardı. Yıllar yılı bir kasa (hayal gücü ancak buna yetiyordu) canlandırdı hayalinde; gün bitiminde bir daha düşünmek istemediği görüntüleri, olayları, sözleri topladı, ağır çelik kapıyı açıp hızla içeri iteledikten sonra sertçe, sımsıkı kapattı. Ama bu yöntem etkili değildi: Hatıralar bir biçimde sızıyordu dışarı. Önemli olanın hatıraları depolamak değil yok etmek olduğunu anladı.
O sessiz biri, kitapları, karmaşık düşünceleri, şarkıları, kedileri, köpekleri, nostaljik olan her şeyi, resmi, doğayı, psikolojiyi, kahveyi, içten duyguları sever..
Birtakım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de muhteşem olur bu şekilleniş.