"Kerdeşime Mektup
Hayaletler zarfları açamaz
Yine de yazıyorum bu mektubu sana
Bak, bir dünyayı kayda geçiriyorum
Nehrin suyu akıyor. Tarlalar altınla doluyor
Bir elmayı ısırıyor birileri. Hayalet açamıyor zarfı
Hayalet koşamıyor
Yol sonsuz bir yola çıkıyor
İki kız bir köprüde duruyor, dikkat
Düşüyor yapraklar hafifçe
Sonsuz bir bahar fırtınadan sonrası
Açıyorum bu zarfı senin için bak
Açmış mavi bir çiçek, kağıt kesesi içinde mum
Bırakıyorum artık dünyada açsın beni
Bir yaprak düşüyor, boğucu bir duman
Yol gösteriyor kırmızı elbiseli kıza
Bana bıraktığın mektupları okuyorum
Senin de zarfları açacağını umuyorum
Böylece içimdeki dünyayı açıyorum ben
Mektuplarımı sana gönderiyorum
Nehir okyanusa gidiyor
Okyanusun sınırsız sesine
"Bazen bir şeyler söyleriz ama karşılığında sessizlikten başka bir şey duyamayız. Bazen de sadece kendi sesimizin yankılarını duyarız. İçimizden bir çığlık yükselir. İşte bu gerçekten yalnızlıktır ama biz gerçekten dinlemediğimiz için olur bu. Henüz gerçekten dinlemeye hazır değilizdir. Aslında her sözümüze mutlaka karşılık gelir, dünya bize mutlaka yanıt verir.
Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikayesinde, kaldırımdaki çatlakta açan çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda...
Yeryüzünde, bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum. Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz."
"Yine de yazarak içimdeki bütün bu duygularla, en acı, en korkulu ya da en öfke dolu olanlarla bile bir şey yapma, yeni bir şey yaratma fırsatı bulabilirim. Belki de hikâyeleri anlattıkça içlerine hapsolmaktan kurtuluyoruzdur. Artık bize sahip olamıyorlar, biz onlara sahip oluyoruz. Belki de büyümek, hikaye ne derse onu yapmak zorunda olmadığımızı anlamaktır. Hikâyenin yazarının biz olduğumuzu fark etmektir belki de."