İnsanların, karınları doyduktan sonra kendilerini mutlu hissetmeye ve herkesi arkadaşı olarak görmeye diğer bütün mantıklı sebeplerden daha fazla zorlayan bir ruh haline girdiği malumdur.
... Napolyon uzun süredir hata yapmasının imkânsız olduğuna inanıyordu belli ki; ona göre yaptığı her şey iyiydi, değerlendirmeyi iyilik ve kötülük kavramlarını dikkate alarak yapmıyordu, o yaptığı için iyiydi.
Kurtların doğanın işleyişi için gerekli olması gibi, devlet mekanizmasının işleyişi için de bu adamlar gereklidir; hep vardırlar, hep ortaya çıkarlar ve varlıkları, yönetimin başına olan yakınlıkları ne kadar uygunsuz görünürse görünsün yerlerini korurlar.
...
Sadece seviyordu. Yaşamak istiyordu. Sevilememiş insanın bütün hırsıyla sevilmek için, en sevilemeyeceği yerden, çabalayıp duruyordu. Istırap çekiyordu. Hiçbir şey olmayacağını hissetmemesine imkân yoktu. İşte yaşamak istiyordu. Bırakalım insanları istediklerini yapsınlar. Herkes kendi hikâyesini yazacaktır.