Saraybosnalı köylü: "Ben ömrüm boyunca hiç gezmedim ama çok ülke gördüm" diyormuş. Sonra devam ediyormuş: "Vallahi Saraybosna'da doğdum. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nun bir tebaasıydım. Osmanlı vatandaşı olarak doğdum. Türk İmparatorluğu'nun sınırlarındaydım. Sonra Avusturyalılar geldiler ve bu sefer Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun vatandaşı oldum. Ardından Yugoslav Sırp-Sloven Krallığı'nın tebaası oldum. Hep aynı yerde duruyordum ama bu sefer de Tito'nun Yugoslavya'sının vatandaşı oldum. Dinleyenler bana "Sen kaç tane devlet gezmişsin!" diyorlar. Ama yok yahu! Ben hep Saraybosna'da aynı mahallede oturuyordum."
Hatta bir ara Curzon, Mondros'ta Türklerin Birinci Harp'e girerken kaldırdıkları kapitülasyonları İtilaf Devletleri'nin lehine çözüm için vaatte bulunmalarından söz ettiğinde, Paşa'nın cevabı "Biz buraya Mudanya'dan geldik" oldu.
Büyük Taarruz, gerçekten iyi planlanmış bir muharebedir. Karşıdaki ordunun ne yapacağı tahmin edildiğinden tam anlamıyla bir kurmaylar muharebesi olduğu söylenir. O planın içinde sadece tek kumandan, tek görüş yoktur; birçok kumandan birçok görüş vardır.