445Kuvve-i zâikası olanlar yâni ağzının mânevi tadı yerinde bulunanlar vezirin sözlerindeki lezzet arasında bir de acılık duyuyorlardı.
446Vezir, nükteli sözler söylüyordu. Lâkin o sözler, içine zehir karıştırılmış şeker şerbeti gibiydi.
447Vezirin zâhirî kelâmı: “Hak yolunda gayretli ol”, diyordu. Zımnen ve fiilen ise, ruha atâlet ve miskinlik tavsiye ediyordu.
448Gümüşün sathı; beyaz ve yeni olmakla beraber, eli ve elbiseyi kirletir.
449Ateş, şulesi itibariyle kırmızı görünür. Öyle iken sen, onun kıvılcımı ile yaktığı yeri simsiyah etmesine bak.
450Şimşek, nazara nûr görünürse de, onda göz kamaştırmak hassası vardır.
451Veziri dinleyenlerden her kim anlayışlı ve zevk sahibi değilse, vezirin sözleri, onun boynuna halka gibi geçiyordu.
452Hükümdardan ayrı olarak, vezîr altı sene müddetle İsevîlerin penâhı ve muktedâsı oldu.
453Halk, yâni Hıristiyanlar dîni de, kalbi de ona teslim ettiler, onun emrine ve hükmüne karşı can feda edecek dereceye geldiler.
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
Mevlana Celaleddin-i Rumi