Bizi halısızlık, ütüsüzlük, kıyafetsizlik, değil, seyahatsizlik, tiyatroya gidememişlik, seminere para verememişlik , dergiyi kitabı tecrübe edememişlik , denize girememişlik öldürür. Nitekim öldürüyor da.
Doğduğumda bana atanan, sonrasında onun en iyi şekilde gerçekleştirmek üzere yetiştirildiğim hayat buydu : Güzel sofralar hazırlamak. Eşime, çocuklarıma, sayısı kalabalık olması beklenen misafirlerime. Sonra o sofraları kaldırmak ve yeniden hazırlamak. Kaldırmak ve yeniden hazırlamak. Birçok kadının hayatı bu kısır döngü içinde yitip gitti.