günü bitirmeden kitabımı bitirdim… Taze taze düşüncelerimi hiç bekletmeden yazmak istedim. Bitirirken dolan gözlerim, dökülmek için bekleyen gözyaşlarım… içimdeki burukluğu tarif etmek zor.
Türkiye’de Kürt olmak; dilini özgürce konuşamamanın acısı, direnişi, çabası… Tüm bunları bir nebze de olsa Mehmed Uzun’un Ruhun Gökkuşağı kitabında hissetmek benim için bu yılın en kıymetli hediyelerinden biri oldu.
Bir dilden nefret etmek, o dili konuşan insanları yok saymak, hor görmek… Okurken insanın içinde sayısız isyan birikiyor. Bir dili yasaklamak, onu asimilasyona sürüklemek… Neden?
Belki cevaplar aslında çok açık. Ama adaletin ve vicdanın eksik olduğu bir dünyada, bu gerçekleri açıkça ve objektif bir şekilde dile getirmek herkesin harcı değil.
Yine de şunu biliyorum: Bir dili susturmak, bir insanın varlığını susturmaya çalışmaktır. Ve buna rağmen o dil hâlâ yaşıyorsa, bu başlı başına bir direniştir.