İşte efendiler, vaziyetimiz budur! Biz, bağlı olduğumuz mukaddes gâye uğrunda, sadece o gâyenin bir hak ve imtiyazı olarak, bir değil yedi canlı olduğumuzu, ölmediğimizi, dâvanın bizim şahsımızdan ve şahsî hüviyetimizden münezzeh ve mücerret olduğunu, yine şahıslarımızla ve her çareye baş vurarak ispat edelim de, isterlerse bizi şahsen zillet ve küçüklüklerin her nevile itham etsinler!.. Bu nükteyi, bize şahsen de en büyük şerefi getirecek olan bu sırn, bugünkü güneşler değil, ancak yarınki güneşler ışıldatacaktır. Üzerimizde ne kadar kıymet ve fazilet varsa, hepsi dâvanın, ne kadar zillet ve rezilet varsa da hepsi nefsimizindir. Dâvamız ise dedik ya, bu aşağılık nefsten ve bütün nefslerden münezzeh ve mücerrettir.
Doğruluk sahibi sahabeler Bizleri bir bayrama daha sağlıkla, afiyetle ulaştıran Rabbimize hamdolsun. Duayla, şükürle dolu huzurlu bir bayram dilerim. Kurban bayramımız mübarek olsun. ✨💐
Din
Reklam
İzlenen üç yol vardır: Tıpkı topraktaki ağırlaşmış, hastalıklı yumrular gibi iyi kullanamadığımız için kısır kalan aklımız, ona ihtiyaç duyan efendiler tarafından en iyi ihtimalle ile siyasi çekişmelere âlet edilir, böylece zayıf ülkeyle ona bir beden büyük siyaseti arasında dengesizlik yaratılır. İkincil olarak, hayat gailesiyle koşturmaktan başka çaresi olmayan akıl sahipleri kendilerine karşılığını ödeyen ve onları yoldan çıkaran güçlü efendilerine hizmet ederler. Üçüncü durumdaysa, başka akıl sahiplerinin dediğine göre artık işe yaramayan akıllar veren eski akıl sahibinden desteğini çeken yönetici alaşağı edilmeye çalışılır.
Alıntı
Efendiler! Bilirsiniz ki hayat demek mücadele demektir, çarpışma demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da kuvvete, kudrete dayanan bir keyfiyettir.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Dünyayı yöneten beyazlar havanın, suyun, işlerin, okulların ve adil oyunun sahibiydi ve bir yerlerde, bilinçlerinin çok daha derinlerinde, beyazların haklı olduğuna inanıyorlardı.Onlar, siyahi gençlik, hiçbir şeyin sahibi olamayan genç efendiler, hiçbir kıymetleri olmadan doğuyor ve kör sıçanlar gibi sürünüyor, hayatlarını karanlığın içinde, yerin altında, kökleri kemirerek, ışıktan uzağa sürüklenerek yaşıyorlardı.
Reklam
Reklam