Güneş, ışık, ısı ve kuruluk kaynağı olarak Çin’de evrenin erkek, olumlu gücünü, yang’ı temsil eder; nem, gölge ve soğuğun efendisi olan ay ise olumsuz, dişi güç yin’dir. Bunlar, birarada, herşeyin anlam, yön veya yolunu, tao, düzenlerler; durmadan dönen, siyah ve beyazın biraraya gelmesiyle oluşan geometrik şekil, yin ve yangın temsilidir.
Güneş ve Ay’ın altında beş gezegen vardır. Her biri bir öğeyle bağlantılıdır. Merkür su öğesinin, kuzey öğesinin, Venüs metalin ve batının, Mars ateşin ve güneyin, Jüpiter ağacın ve doğunun ve Satürn toprağın ve merkezin gezegenidir. Hindistan’da da, Buda tarafından (İÖ 563-483) incelenecek kadar eski tarihli beş öğe öğretisi vardır, geleneksel olarak İÖ sekizinci yüzyılda yaşamış olabilecek Kapila adlı eski bir bilgeye atfedilmektedir. Hint geleneğinde beş öğe beş duyuyla ilişkilendirilmektedir: Eter, birinci, işitme; hava, ikinci, dokunma; ateş, görme; su, tat alma; toprak koku duyusuyla. Batı’da, Buda’nın çağdaşı Empedokles’ten (İÖ y. 500-430) beri yalnızca dört öğe biliyoruz: ateş (sıcak ve kurudur),hava (sıcak ve nemlidir), su (soğuk ve nemlidir) ve toprak (soğuk ve kurudur). Sistemler farklıdır fakat aynı kökenden geliştirilmişlerdir.