asdjkl

asdjkl
@efilist
Hiyeratik şehir devleti çağında (İÖ 3500-2500), o zamandan beri gelişen yüksek uygarlıkların bütün temel kültürel özellikleri (yazı, tekerlek, takvim, matematik, soyluluk, rahiplik, vergi sistemi, muhasebe, vb.) aniden ortaya çıktı, tarih öncesi sona erdi ve yazılı dönem başladı. Şimdi yalnız tapınak külliyesi değil, bütün şehir kozmik düzenin dünyadaki taklidi olarak kavranılmaktaydı. Rahipler, savaşçılar, tüccarlar ve köylülerden oluşan fazlasıyla farklılaşmış, karmaşık biçimde örgütlenmiş toplum, din işlerinde olduğu kadar dünyevi işlerinde de, evren (makrokozmos), toplum (mezokozmos) ve bireyin (mikrokozmos) mükemmel bir uyum içinde birleştiği bir tür büyüsel ahenk oluşturduğu düşünülen astronomik esinli matematiksel bir kavrayış çerçevesinde yönetilmekteydi. Dünyevi, semavi ve bireysel konularda doğal bir uyum bulunduğu varsayılmaktaydı ve oynanan oyun artık buffalo dansı veya tohum dönüşümü değil, yedi çevrenin, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, ay ve güneşin debdebeli alayıydı. Matematikleriyle birlikte bu gök cisimleri evrensel yasanın meleğimsi habercileriydiler. Çünkü bir yasa, bir kral, bir devlet ve bir evren vardı. Küçük şehir devletinin duvarlarının ötesi karanlıktaydı. Ama duvarların içindeki düzen sonsuzluğa kadar insan için oluşturulmuştu, kral ekseninde örgütlenip destekleniyordu. Kral, ayın aziz bir taklidi olarak, yüreğinden bütün sapkın etkileri temizlemişti ve biçim değiştirmişti. A’nın B olduğu büyü kuralına uygun olarak dünyevi bir ay olmuştu. Kraliçesi de güneşti. Ölümünde ona eşlik edecek olan bakire rahibe, dirilişinde de gelini olacak olan Venüs’tü. Ve önde gelen dört bakanı, hazine ve savaş bakanları, başbakanı ve celladı, sırasıyla Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenlerinin dirilmiş güçleriydiler. Kralla birlikte taht odasında
Reklam
Yeni mitoloji doğuran bölgenin girdabında bir kaç mitolojik sistemin varlığı burdan anlaşılmaktadır. Bu sonuç daha sonraki, yazılı dönemde, Sümer ve daha sonra Mısır’da yazılı belgeler ortaya çıkmaya başlayınca görünen kanıtlarla desteklenmektedir. Bunlardan edinilen izlenim, yeni profesyonel rahip sınıfı tarafından farklı mitolojilerin düzenlendiği, sentezlerinin yapıldığı ve uyumlu duruma getirildikleridir. Cangılın yılanıyla, steplerin boğası yanyana getirildiğinde zaten başka türlü de olamazdı. Kısa sürede kaynaşıp, içiçe geçip -yeniden düzenlenip- fazlasıyla özentili yeni bir mitos dünyasının tipik görüntülerini oluşturan boğa boynuzlu yılan, balık kuyruklu boğa ve aslan başlı kartallar gibi garip düşsel yaratıklara dönüştürüleceklerdi.
Yerleşik köy yaşamı başlar başlamaz soyut, geometrik olarak düzenlenmiş formlar niçin ortaya çıktı? Yanıt, sanırım, o zamana kadar toplumlarda cins ve yaş dışında farklılaşma olmaması, her bireyin bütün toplumsal kalıtımın teknik olarak ustası oluşu ve dolayısıyla pratik olarak eşit olmalarıdır. Oysa son neolitik dönemin büyük, farklılaşmış toplumlarında, sonraki dönemde doruğuna çıkacak olan uzmanlaşma başlamıştır. İlkel toplum düzeyinde yetişkinlik tam insan olmak demektir. Sonraki, farklılaşmış toplum biçimlerindeyse yetişkinlik öncelikle bir sanat veya beceri sahibi olmak ve sonra, kendisiyle tamamıyla farklı eğitim, güç ve ülkü ilişkileri içinde olan toplumun öteki zorunlu bölümlerini oluşturanlar arasındaki psikolojik ve toplumsal gerilimi (bütünün parçası olarak yaşanan gerilimi) taşımak veya ona direnmek yeteneğini kazanmaktır. Son neolitik dönemde, farklı öğeleri dengelenmiş bir bütün olarak işleyen, bir araya getiren geometrik desenli sanatın ani ortaya çıkışı, bana, bu tür psikolojik sorunların ortaya çıkmaya başladığını gösteriyormuş gibi geliyor.
Anımsanacağı gibi, Sinanthropus, ateşi İÖ y. 400.000’lerde bulmuştu. Sinanthropus gibi Neanderthal da yamyamdır; Krapina ve Ehringsdorf’daki kesilmiş kafataslarının bunu kanıtladığını belirtmiştik. Cava’da Yalnız insan (Ngandong) kalıntıları arasında da birçok kesilmiş kafatası bulunmuştur. Ngandong Neanderthalin çağdaşı ve Doğulu eşdeğeridir; bulunan kafatasları aynı çağdaş Borneolu kafatası avcılarının kestikleri biçimde kesilmiştir. Neanderthal ve Tek insan, dolayısıyla kafatası avcılığının çok eski biçimiyle ilgili bir tür ritüel yamyamlığı uyguluyor olmalıdırlar. Eğer bu doğruysa formül Plesiantropus dönemine kadar geri götürülebilir; hayvan kadar insan da avlayan ve kafasını ayıranların dönemine kadar. Bu durumda da bu uğursuz kültün insan türlerinin en eski dinsel riti olduğu önerilebilir.
Ren’in doğusundaki geniş mitolojik bölgede ayın erkek güneşin kız kardeş olduğu bir mitos anlatılmaktadır. Kısaca; genç bir kadın daha önce hiç görmediği bir âşık tarafından gece ziyaret edilmektedir. Bir gece onun kimliğini öğrenmeye karar vererek ellerini yanmış kömürlerle karartır ve gelince ona sarılarak sırtında iz bırakır. Sabah erkek kardeşinin üstünde el izlerini görünce korkuyla bağırıp kaçar. Kız güneştir, erkek ay. O zamandan beri erkek kız kardeşini izlemektedir. Kızın el izleri sırtında görülebilir ve kızı yakaladığında tutulma olur. Bu mitos Kuzey Amerika kızılderilileri, Kuzey Asya kabileleri tarafından bilinmektedir ve gerçekten çok eski olmalıdır.
Reklam