asdjkl

asdjkl
@efilist
Totemci bir toplumda çeşitli kılan ve grupların yarı hayvan, yarı insan ataları olduğu, aynı adlı hayvandan geldikleri düşünülür. İnsanlar kuzenleri olan hayvanları öldürüp yemezler ve totem grubu içinden evlenmezler. Kuzey Amerika’nın kızılderili kabilelerinin ve Avustralyalıların çoğu totemcidir ve bu fikrin çok geçmişlere gittiğini düşünmek için yeteri kadar neden vardır.
Reklam
Öyle anlaşılıyor ki, hiyeratik şehir devletindeki göklerdeki yıldızların dönüşüyle özdeşleştirilen toplum örgütlenmesinin, makrokozmik, takvime bağlı, göksel dayanaklı mitolojiyle, devlet ‘mezokozmos’unun uyumunu doğurması gibi, ve tropikal bölgelerde bitkinin insanın temel besinini oluşturup yaşam gizeminin ana modeli olması, mitolojik çağın ilk kurbanlarıyla özdeşleştirilen genç erkek ve kadınların grubu eşgüdümlendiren tören yapısının temel ve odak episodunu oluşturması gibi, burada da özdeşleştirme oyunu hayvanlarla oynanıyordu, özellikle de insan toplumunun geçiminin bağlı olduğu hayvanla.
Nietzsche’nin zamanından beri ateş hırsızlığının yalnızca Hint-Avrupa mitolojisinin motifi olmadığını öğrendik; kovulma da yalnızca kutsal kitaba ait bir fikir değil. Fakat bu ikisinin Batı dünyasının mitolojik kalıtımında iki ayrı kutbu temsil ettiği doğrudur. Kendine güvenli, şaman dolandırıcının yüceltilmiş imgesi olan Yunan titan, maceranın sonunda kötü duruma düşse de, Yunan oyun yazarı tarafından Zeus’a uzlaşmaz karşı çıkışı nedeniyle mahkum edilmez veya aptal diye alay konusu yapılmaz. Daha çok insanın evrenin yönetici güçleriyle ilişkisi içinde trajik bir olay olarak sunulur. Oysa, Kutsal Kitap Tanrı ve insan arasındaki aynı gerilimi tanımlar fakat Tanrının yanını tutarak hem insanın hem yılanın iradesini kırar.
Dr. Jung’un görüşüne göre “dolandırıcı ortaklaşa gölge kişiliktir, bireylerin karakterindeki düşük niteliklerin bir özetidir”.Fakat böyle bir görüş bizim daha sonraki ‘sınırlı’ düşünce biçimimizden çıkmaktadır. Kişiliğin geliştirildiği paleolitik çevrede o, bütün nimetleri veren -ateş getiren ve insanoğluna öğretmenlik yapan- kahramanın arketipiydi.
Profesör Mircea Eliade’nin şamanizm üstüne karşılaştırmalı çalışmasında gösterdiği gibi,309 burada anlatılan zihni bunalım bütün mesleğe çağrılarda görülen genel yapıdır. Eşdeğerleri şamanların bulunduğu ve şamanlık yaptığı her yerde yani dünyanın bütün ilkel toplumlarında görülmüştür. Böyle bir bunalımla hızlandırılan geçici dengesizlik sinirsel bir çöküntüyü andırsa da, böyledir diye göz ardı edilemez. Çünkü bu suigeneris bir görüngüdür; patolojik bir olay değil, bu toplumların armağan sunulan zihinleri için olağan bir olaydır. Terim yokluğu nedeniyle hiyerofantik gerçekleşme adını verebileceğimiz güçten etkilenip o gücü özümleme sürecidir. Hem dünyanın hem insanın kendi içinin çok derinlerinde saklananın kavranılmasıyla dünya kutsal bir nitelik kazanır; ‘kaba görüşlü’ dürüst avcıların (peşinde oldukları ister dolar, ister guanako postu, ister hipotezler üretmek olsun) kesinlikle ulaşamadıkları bir derinlik, William James’in türümüzün ‘sevecen zihinliler’ diye adlandırdığı kişilerce kendiliğinden sezinlenir ve Paul Radin Filozof İlkel İnsan yapıtında bunların uygar toplumlarda da ilkel toplumlardan az olmadıklarını göstermiştir.
Reklam