Şehrin kalbindeyken en uzağındayım
Köyde, çeşme başında, en uzağında
Beylere bıraktım dokunulmamış yapraklarını güllerin
Şiirin bütün tafralarını şairlere
Renklerin tenhasında son yiğitlerin
Öldürülmüş atlarının nal izlerinde
Gökkuşağından gelen bir Leyla taşıyorum
Hükümdarlara bıraktım tutsaklığımı
Üstümde ne varsa yokluğa dair
Bıraktım çöl kokan avuçlarına gezginlerin
Putlarını gönül iklimlerinde
Birer tohum gibi saklayanların
İnfazına adadım isyan temrinlerini
Su, kırgın damlalarla eski bir çeşmeden
Akmanın feryadındadır
Ateş mutludur, kıvılcımlarını kalbimden
Alıp tutuşturduğu bir günün mahşerinde
Havada bulut var, kanlı ve sürgün
Toprak tenimdedir; tenim güneşle
Yeniden buluşuyor; Doğuya gidiyorum
Batının karanlığından geçerek
Bir sükûn şehrine verdim rüyalarımı
Kuzey ve güney
Sonsuz bir yalnızlığın adıdır mahzenimde
Ben artık bir ayrılıklar eviyim
Ve münzeviyim