Dâr-ı dünyâ, ey birâder, köhne mihmânhânedir.
Dil veren vîrâneye, uslû değil dîvânedir.
Bir mukîm kimse bulunmaz hâne-i eflâkde,
Cümle halk ehl-i sefer, âlem misafirhanedir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babamı sabahları işine uğurlamak ve akşamları da sokak kapısında istikbâl etmek, biz iki kardeş için, zevkli bir vazifeydi. Babam, akşamları eve geldiğinde, ayakkaplarını çıkarmak üzere büyük maltataşı döşeli taşlıktaki iskemleye oturmadan önce elinden paketleri alır, elini öper, terliklerini önüne koyar, çıkardığı ayakkaplarını da yerine kaldırırdık. Bunu tâkîben hemen, taşlığa bitişik olan yemek odasına geçer ve ellerimizi yıkayarak sofraya otururduk.