Sen, Mayda, toplumdaki adaletsizlikten sikâyet ediyorsun. Ama sevmek için yüreğin, düsünmek icin aklin ve harekete geçmek için iraden var. Öyleyse neden yalnızca şikâyet ediyorsun? Özgürsün, o halde harekete geç! Hür ve çalışan insan hiçbir seye muhtac değildir. Eylemlerinin de talihinin de sahibi sensin. Sen bir gölge değil şahsiyet sin; bir yankı değil sessin. Yeni baslayan günü müjdeleyen şafaksın. Hayır, asla bir zavallı değilsin.
Erkekler aynı suçu pervasızca ve cezasız biçimde işlerken, kadınlar söz konusu olduğunda nasıl olur da bir cellat gibi davranma cüretini kendilerinde bulurlar? Aynı öz- gürlük uğruna, kadını böylesine istismar etme hakkını onlara kim tanıdı? Tabiat mı? Hayır, tabiat iki cinsiyete de aynı nitelikleri, aynı istekleri, aynı erdemleri, aynı za- afları tanır. Öyleyse erkekler, kendileri için adil ve doğal gördükleri bir şeyi neden kadınlar için kabul edilemez bulur?
Doğruluk ilkesi asla yok edilemez, tersine daima filizlenir, gelişir ve adaletsizlik harabesinden zaferle yük- selir. Bu ilkenin hayata geçmesi, uzun ve zorlu bir çabayı gerektirir; bazen asırlar boyunca sürecek bir mücadele is- ter. Ancak bu şekilde alın terlerinin ve döktüğü kanların meyvesini yiyebilirler. Zira her nesil, kendinden sonrakiler için çalışır.