“Roman aracılığıyla toplumun köklü haksızlıklarına değinmeyi amaçladım. Dolayısıyla büyük veya başarılı bir roman yazma gibi bir iddiam olmadı, tek arzum hakikati kabul edilebilir bir biçimde yansıtabilmekti. Gerçi, itiraf etmeliyim ki zeki ve hoşgörülü dostlarımın bu kitabı kaleme almamdaki payı yadsınamaz.
Eserim mükemmellikten yoksunsa okurlarımın affına sığınırım. Ancak şu bir gerçek ki vicdana dayalı cesur bir hakikat duygusuyla kaleme alınmış olması, bu eserin hiç şüphesiz en kıymetli yönüdür. Kimilerini inciteceğimi, kimilerinin güceneceğini ve pek çok insanın gözünde cüretkâr bulunacağımı biliyorum. Ancak kalem yalnızca hakikatin açığa çıkmasına hizmet etmelidir. Suçlanıp yargılanmış, ne çıkar! Hakikati dile getirmek, şehadetlerin en yücesi değil midir zaten?”