“Geçenlerde ben de yeni hayatımı düşündüm ve karar verdim: Bir daha erkekleri öldürmeyeceğim.”
Alman edebiyatında ‘Polisiye Kraliçesi olarak anılan #IngridNoll geç yaşta (ilk kitabını 55 yaşında yayımlamış) yazarlık kariyerine başlamış ve suç dünyasını kara mizahla kaleme almış. #AzizDullar kitabı aslında klasik polisiyelerin dışında bir tarza sahip. Suçu, bir soruşturma ile ele almamış, aslında bir ‘kurtuluş’ yolu olarak sunmuş okuyucuya. Feminist bir kadın dayanışması ile kocalarını öldüren ve kadınlara zarar vermeyen prensipli birkaç kadının dayanışma hikayesi, en basit özeti olacaktır kitabın. Ama hadi gelin biraz daha detaylı inceleyelim;
Roman, İtalya’nın güneşli ve huzurlu Toskana bağlarında başlar. Ancak bu pastoral başlangıç yanıltıcıdır; çünkü hikaye hızla Frankfurt’un yer altı dünyasına, genelevlerin ve karanlık pazarlıkların döndüğü arka sokaklara uzanır.
Geçirdikleri evliliklerden, birine bir çocuk, öbürüne ölü bir kocayla yüklü bir miras kalan genç ve güzel iki arkadaşın Toscana'da sürdürdükleri yaşamlarının hareket kazanması için eksik olan tek şey çılgın bir serüvendir. Aziz Dullar'da Ingrid Noll, erkeklerle ve yaşamla kendilerine özgü yollarla mücadele eden ve karşılarına çıkan her erkeği ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak gören Cora ile Maja'nın serüvenine tanık ediyor okurlarını.
Cora, henüz 20 yaşını doldurmadan bir milyoner ile evlenmiş ve mümkün olan en kısa sürede adamı mezara yollamış. Kocasından kalan miras ve ekonomik özgürlük ile hayatını idame ettiren ve macera peşinde koşan, gözü kara, cesur, yaratıcı, kararlı, soğukkanlı, hesapçı, mantıklı bir kadın ve onun ahlak kavramı Maja’ya oranla esnek. Eğer bir sorun varsa ortadan kaldırılmalı ve hatta erkeklere kadınların hayatlarında ayak bağından başka bir