Ogün Duman

Ogün Duman

Çevirmen
8.1/10
533 Kişi
·
443
Okunma
·
0
Beğeni
·
96
Gösterim
Adı:
Ogün Duman
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Mannheim, Almanya, 1971
1971’de Almanya’nın Mannheim kentinde doğdu. Yükseköğrenimini Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Yurtdışında çeşitli çeviri atölyelerine ve seminerlere katıldı. Norbert Gstrein’dan çevirdiği Öldürme Sanatı romanıyla Avusturya Kültür Bakanlığı’nın verdiği Çeviriyi Destekleme Ödülü’nü aldı. Dilimize kazandırdığı başlıca yapıtlar arasında Max Frisch’in Günlük, Martin Walser’in Eleştirmenin Ölümü, Peter Stamm’ın Uçuyoruz ve Böylesi Bir Günde, Margrit Schreiner’in Hayal Kırıklıkları Kitabı, Ralf Rothmann’ın Genç Işık ve Deniz Kenarında Geyikler, Petros Markaris’in Che İntihar Etti, Ingrid Noll’un Aziz Dullar sayılabilir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
120 syf.
·1 günde·8/10
-Amerika'yı kim keşfetti?
-Christopher Columbus
-Peki adı neden KOLOMB ya da KOLOMBİYA değil de AMERİKA?

Bir düzine yanlışlıklar ve karmaşıklıklar sislileri...
Neler olup bittiğinden habersiz mezara giren bir adam olan Amerigo.
Kristof Kolomb ile Amerigo Vespucci'nin hayatlarından kesitler ve Amerika kıtasından ziyade Amerika adı üzerine neden-sonuç açıklamalarından oluşan bir biyografi.

Kitapta yer almayan ama nereden öğrendiğimi unuttuğum bir bilgiyi paylaşmak istiyorum.
Gemilerle çok uzun yolculuk yapan insanların geri döndüklerinde çok çeşitli hastalıklardan öldükleri, derilerinin pul pul olup etlerinin döküldükleri bir dönemde insanların tanrılar tarafından cezalandırıldığına ve tanrıların gazabına uğradıklarına inanılıyordu. Bir gün bir kaşif bu hastalıkların C vitamini eksikliğinden olabileceğini keşfetti , zira o dönemde uzun gemi yolculuklarında kurutulmuş et, kuru baklagil harici gıda tüketilmiyordu. Bir deney yaptı ve uzun bir sefere çıkacak olan gemiyi bol turunçgillerle, lahana salamuraları ve turşularla doldurdu. Sefer sonunda gemi geri döndüğünde bu gıdalarla beslenen insanların gayet sağlıklı oldukları görüldü ve meyve sebze yemenin vücut için çok gerekli olduğu öğrenilmiş oldu. Bu bağlamda yeme içme üzerine olan keşif, uzun gemi seferleri yapabilmenin önünü açan en önemli unsurlardan biri oldu. Amerika kıtası da uzun bir sefer sonucu keşfedildi çünkü.
77 syf.
Sanki kitap okumadım da, bir arkadaşım geldi başından geçenleri tüm içtenliğiyle anlattı. Ve ben de her kelimesine inandım. öyle bir roman. stefan sweıg son kitaplarından biri saylır.
88 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Satranç romanı Stefan Zweig'ın, 1942 yılında, Hitler ve Nazilerden  kaçarak sürgün hayatı yaşadığı Buenos Aires'te yazılmış ve yayımlanmıştır.

 “Satranç  romanı, hem yazarın intiharından önce bıraktığı bir veda mektubu hem de doğrudan Nazizm'i hedef aldığı tek kurmaca eseridir,diyebiliriz herhalde."

II. Dünya savaşı yıllarında Gestapo ve Nazilerden  fiziki olarak kaçmayı başaran Zweig, ruhen onlardan kaçamamış, Naziler  geliyor korkusunu sürekli olarak içinde büyüten Zweig  kendisini intihara doğru götüren bu ruh hali içine bu romanını yazmıştır.

Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgünde iken  Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avusturyalı yazarın  II. Dünya Savaşının ruhunda uyandırdığı  derin ıstıraplar içinde yazmıştır.

Nazilerden  kaçarak yaşamaya çalışan Zweıg, Naziler ‘den kurtulmanın tek çaresinin intihar ve ölüm olduğunu  düşünmeye başlamış bu romanını da   kendisini intihara doğru sürükleyen   o ruh hali içinde yazmıştır.

Nitekim   bu romanı basıldıktan kısa bir süre sonra  yazar karısıyla birlikte intihar etmiş, bıraktıkları veda mektubun da da şunları yazmıştır.

“  Benim lisanımın konuşulduğu dünya bana göre mahvolduktan ve manevi yurdum Avrupa'nın kendi kendisini yok etmesinden sonra hayatımı yeni baştan kurmayı daha fazla isteyebileceğim bir yer daha yoktu," demiştir.

•°• °•

Sıra kitap hakkındaki detaylara geldi. İnce ve detaylı bir şekilde konuya giriş yapıp ayrıntılardan bahsedebilirim o yüzden önceden söylemem gerek diye düşündüm efendim, sonradan mesûliyet kabul  etmem. :))

Kitabı okumak gibi zihninizde bir düşünce varsa bu kısmı okumaya  da bilirsiniz. :)

°
°
°
°

Mirko Czentovic babasının ölümü ile bir papaz tarafından kiliseye getirilir  ve burda eğitimine devam eder.

Papaz Czentovic'in eğitimi ve gelişimi için elinden gelen herşeyi yapar ve onun için elinden geldiğince çabalar.

Ama papazın bu çabaları boşadır zirâ Czentovic'in diğer çocuklardan farklı olup gelişimi de diğer arkadaşları gibi değildir..

Mirko kendisine verilen bütün işleri hârfiyen yerine getiriyor olsada ona bir iş buyrulmadan hiçbir iş yapmıyor ve kimse ile konuşmuyordu, kendi köşesine çekilip sessizliğe bürünüyordu. Papaz ise Czentovic'in bu denli soğuk ve duygusuz olmasına yadırgıyordu..





□ Papaz ve memur bir köşeye çekilmiş, satranç oynarken Mirko onları uzakdan sessizce izlemeye başlar. Kısa süre sonra Papaz ve memurun yanına acele ile biri yaklaşır.

Bu aceleci kişi ise annesi ölüm döşeğinde olup papaz ın duasını almak isteyen bir kimsenin çocuğudur.

 Bunun üzerine memur yarım kalan satranç tahtasına bakar Mirko ile göz göze gelir. Ve şu sözleri sarf eder:

- "Anlaşılan oyuna devam etmek istiyorsun değil mi?"

Mirko ise kafasını onaylar derecesinde sallar. 

Ve sonuç olarak 14 hamleden sonra memur mağlup olur. Papaz ise ikilinin yanına geldiğinde bu duruma oldukça şaşırır. Ve bundan sonra Mirko için satranç serüveni başlamış olur.





□ Dr. B hukuk danışmanlığı yapıyordu. Hitler iktidara gelmesiyle gizli tutulması gereken belgeleri  korumalıydı.

Dr.B amcası imparatorun doktoruyken bir diğer amcası ise  kilisede başrahiptir.

Hitlerin iktidara gelmesiyle kiliseler ve manastırlar gasp edilir.
Dr.B ve ailesi için Berlin ya da Münih'e bir casus gönderilmiş ve tutuklanılmaları istenilmiştir.

Fiziksel olarak işkence yapılmasa da  zihinsel olarak etkileme ve çökertme uygulanmıştır.

Avusturyalı saygın bir aileden gelen ve şirket faaliyetleri nedeniyle Naziler tarafından sorguya alınması ile. Santraç serüveni başlar.

Dr. B içinde bulunduğu bu durumda uğraşabileceği hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasına hapsedilir.

Burada düzenli olmayan sorgulamalar haricinde konuşabileceği hiç kimse yoktur.
Bu psikolojik işkence nedeniyle itiraflarda bulunmaya karar vermişken, sorgu odasının yanındaki duvarda asılı bir ceketin cebindeki kitabı fark eder ve onu (ç)alar.

Amacı vaktini geçirebileceği ve kafasını dağıtabileceği bir şeylerle meşgul olmaktır. Kıyafetinin içine gizlediği ve odasına getirdiği kitabın satranç şampiyonalarındaki oyunların hamleleriyle ilgili olduğunu öğrenince ilk başta hayal kırıklığına uğrar.

Ancak kafasını meşgul etmek için tüm oyunları ezberler ve her gün zihninde oynamaya başlar.

Bir süre sonra kendi kendine maç yapar hale gelir ve zihni gibi kişiliği de ikiye bölünür.

“Satranç Zehirlenmesi” adını verdiği bu rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırılır ve buradaki bir doktorun yardımıyla hapsedildiği yerden kurtulur.



 Bu yaşadığı olayları ve olumsuz koşulları anlatır. McConnor ile bu durumu paylaşması üzerine ikinci  düello da Mirko ile karşı karşıya geldiklerinde Dr.B'nin  alnından boncuk boncuk terler oluşmaya başlar.

Vücudunun her zerresi titremeye başlar ve zihni allak bullak olur.
Düşünebildiği tek şey ise hiçbir şey düşünemediği olur.

MccAnur Dr.B'nin bu durumunu görünce geri çekilmek ister.
Dr.B ise özür diler.

Ve oyunda geri çekilir.

Mirko:"Yazık, oldukça iyi bir savunma vardı," der.

Dr.B yıllarca kendi kendine oynadığı için zihindi karışmış ve yanlış olan bir hamle yapmıştı. Ve sonuç ise koca bir veda olmuştu.

Kazanmanın  bazende  vazgeçmek olduğunu düşündürdü bana.
Vazgeçişler her zaman kaybetmek değil, bazende kazanmaktır, belki de?..

°
°
°
°

Kitap okunması gereken bir Zweig kitabı kendi zannımca. Okurken tüm duyguların dışında bulunan bir hissi tadıyorsunuz.

Hiçlik. Tam olarak bunu hissediyorsunuz.

Bir insanın en büyük işkencesinin hiçlik olduğunu ve bu duygunun neler yaptırabileceğini görünüyor.  Psikolojik bir çizgide oluşturulan bu sürükleyici eseri okumadan geçmeyin,derim. :))

°
°
°
Satranç ile ilgilenenler için Bobby Fischer belgeselleri artı kaynak sağlıya bilir diye düşündüm.
Bu yüzden aşağıda linklerini paylaşıyorum, ilgilenenler için. :)

https://youtu.be/VtNVZJs5KNI

https://youtu.be/wa0fJXR3DBc

https://youtu.be/PGYK0-P88uQ

İncelememi vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Mutlu, sağlıklı huzurlu günler dilerim. :))
60 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
'' İnsan yazgının arabasından bir kez düşmeyegörsün, bir daha ne yapsa yetişemez. '' Kitabın özeti olan cümle bu aslında. Hırslı, entrikalarla dolu, şaşaa düşkünü ve olabildiğine yapay bir soylu kadının başına gelebilecek en muhtemel olaylar anlatılmış. Gayet akıcı ve kısaydı. :)
96 syf.
·Puan vermedi
En güçlü duygulardan biridir korku. Bunu en etkili biçimi ile işleyen bir kitap. Korku insana neler yaptırabilir? Her şeye sahip olabilmek için her şeyden vazgeçmek mümkün müdür? Bu ikilemde süregelen bir kitap. Empati duygunuz maksimum düzeye ulaşırken kitapta bir anda kendini görecek ve esas konudan uzaklaşıp bir anda kitaba kendi kararlarınız ile yön vereceksiniz.
96 syf.
·8 günde
Kentsoylu yaşamından sıyrılmak istediğini yaptığı bir hatayla fark eden bir adamın kendini arayışı..
Güzel bir öykü, iyi bir psikanaliz. Zaten malumunuzdur yazarımız: Zweig :)
120 syf.
·9 günde·7/10
En sevdiğim öykü yazarlarından biri olan Stefan Zweig, bu kitabında tarihi bir olayı, yani Amerika'nın keşfini, konu almış. Bilindiği üzere Amerika'yı ilk bulan Avrupalıyı Kristof Colomb olarak bilirken, bu kıtanın yeni kıta olduğunu ilk fark edenin de Americo Vespuci olduğunu biliyoruz. Ancak gerçek o kadar da basit değil. Stefan Zweig de tam da bunun üzerinde duruyor: Amerikayı kim keşfetti? Ve neden bu isimle anıldı? Bu isimle anılmasını sağlayan kim? Americo Vespuci hiçbir zaman birinci kaptan konumunda olamazken nasıl oldu da dünyanın en iyi denizcileri arasına girmeyi başardı? Amerika'nın keşfi ile ilgili çarpıcı gerçekler bu kitapta... İyi okumalar sevgili okur.
96 syf.
·37 günde·Puan vermedi
İnsan kendine rastlayana kadar birçok kişi oluyor. Stefan Zweig diyor ki "Her şeyin birbirine bağlı olduğunu bilen biri yargılamaz ve gurur göstermez. Böyle birinden utanmam çünkü beni anlamıştır." Olduğumuz kişiye dönüşene kadar yaptığımız her şeyi aynı yüreklilikle göğüsleyebilmek ne büyük bir rahatlık olurdu. Bir gece, gecenin başında başka sonunda başka biri olan bir adam. Nasıl yaşamak istediğimizi anlayabilmek için bambaşka duygularla tanışabileceğimiz olağanüstü bir geceye hepimizin ihtiyacı var diyorum. Kendisi ile tanışmaya cesareti olmayan herkese okumasını tavsiye ettiğim kitaptır.
120 syf.
·Beğendi·7/10
Benim gibi hem düşsel hem tarihsel kitapları seviyorsanız Stefan Zweig bu işin hamı ustası nirvanası diyebilirim. Kendisinin bu başta olmak üzere iki eserini daha baş üstünde tutarım. Gerçekten usta bir yazardır

Yazarın biyografisi

Adı:
Ogün Duman
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Mannheim, Almanya, 1971
1971’de Almanya’nın Mannheim kentinde doğdu. Yükseköğrenimini Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Yurtdışında çeşitli çeviri atölyelerine ve seminerlere katıldı. Norbert Gstrein’dan çevirdiği Öldürme Sanatı romanıyla Avusturya Kültür Bakanlığı’nın verdiği Çeviriyi Destekleme Ödülü’nü aldı. Dilimize kazandırdığı başlıca yapıtlar arasında Max Frisch’in Günlük, Martin Walser’in Eleştirmenin Ölümü, Peter Stamm’ın Uçuyoruz ve Böylesi Bir Günde, Margrit Schreiner’in Hayal Kırıklıkları Kitabı, Ralf Rothmann’ın Genç Işık ve Deniz Kenarında Geyikler, Petros Markaris’in Che İntihar Etti, Ingrid Noll’un Aziz Dullar sayılabilir.

Yazar istatistikleri

  • 443 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 467 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.