Mutlu insan, kendi olabilme cesaretini gösterendir. Yaşama katılandır. Sahnenin kenarında durup "Acaba şimdi neler olacak?" diye hayatı izleyen kişi olmayı reddedendir. O hayatının mimarı olmayı seçendir. En azından buna talip olandır. Tentenin altına sığınmamıştır. Yağmurun ortasındadır. Islanmayı, kurumayı, üşümeyi, terlemeyi göze alandır.
Dilerim insanlar kendi inançlarının kesinliği ile başkalarının inancına saldırma çılgınlığını birbirinden ayırt etmeyi öğrenebilirler.
İnanç hiçbir zaman şiddeti haklı gösterecek ideolojik bir silah olmasın.