Uyumak istemiyor, soru sormak istemiyor; bütün enerjisini kaybetmek istiyordu. Yalnız kalmak istiyordu. Aslında her zaman yalnızdı. Yalnızdı ama kendisiyle baş başaydı. Hiç bir zaman yalnız kalamıyordu. Aynı şarkı sözleri beyninde tekrarlayıp duruyordu. Artık yeni şeyler öğrenmeye adeta kapalıydı. Acaba fikirler de eskiyor muydu?
Kendi kendine sesler çıkarıp sadece kendisini dinliyordu. Kimseler yoktu. Işıkta gölgesi bile yoktu. Tek başına zaman kavramını da unutmuştu. Hiç bir şey hatırlamıyordu. Bir gün huzuru bulduğuna inandı. Yeniden insanların karşısına çıkmaya karar verdi. İletişim kurmadan yaşamaya alışmış bir varlıktı. Yeni sesler huzurunu kaçırmaya yetmişti.
Dünyanın boş işlerinden, her anını dolu geçirmeye çalışanlardan, zamanın içinde kaybolmaktan, her zaman aynı şeyleri tekrar yaşamaktan, tekrarlamaktan sıkılmış bir kişi; küçük bir ses bile duymayacağı, sessizliğin adeta ürperti veren, kimselerin olmadığı bir yere huzuru bulmak için gidiyordu.
Damarlarından sanki yazılar, sözler fışkırıyormuş gibi hissetti. Bütün boş kapları dolduracak kelimeleri vardı. Anlamlı, anlamsız her düşünce beyninin içinden adeta akıyordu. İçinde bir huzursuzluk , bir kırgınlık... Tavşanların da duygusu var mıydı?