O bu hasletleriyle zâten Ermeni olmasaydı bile nasıl olsa sizin gibilerin düşmanlığını kazanırdı! Çünki sizler o canımın içi Türk Aydınlanması'nın çocukları olarak tünelin ucundaki günışığını lokomotif farı ve lokomotif farını da günışığı zannetmekde pek mâhirsinizdir! Onun için ister Ermeni ister Rum (Herkül Millas!!!) ister Kürd (Saîd-i Nursî!!!) ister Türk (Kemal Tahir ve niceleri!!!) olsun fardan gözüm kamaşıyor diye günışığı taşlamaya bayılırsınız! Reçeteyle peçeteyi ayırdedemezsiniz ama 'teşhis' koymakda üstünüze yokdur!
Akif'in kalbinden, imândan doğan o saf, o gürbüz güzel ve tatlı söyleyişler, bugün bence başka şiirlerimizden bin kat daha üstündür. Aruzu bir demir çembere benzetenlerimiz bu şairdeki o son derece rahat ve tabiî nazma acaba ne mana verirler?.. Geleceğin Akif'leri, bu feyizli kaynaktan alarak, kimbilir, belki aruz ile hece vezninden daha kolay bir şekilde düşündüklerini ifade edeceklerdir.
Hece veznine gelelim: Hece vezni, zannediyorum ki Türk köylüsünün veznidir. Aruz vezni de, Türk köylüsünden büsbütün başka şey olan, şehirlilerimizin veznidir.
–Edebiyatımızın gelişmesi sizce nasıl olmalı?
–Biz dili bulduk. Şimdi halkı öğreneceğiz ve âdileşmeden kendimizi halkla meşgul edeceğiz. Bize bir Rus edebiyatı lazım. Yani halkın acılarına iştirak eden, ihtiyaçlarını duyan, emellerine bir şekil veren bir edebiyat...