Swann bu sözlerde, hazırlıksız yakalanan yalancıların uydurdukları hikâyeyi gerçeğe benzetmek için yalanlarına ekledikleri doğru ayrıntıyı derhal tanıdı. Odette açıklamak istemediği bir sey yaptığında, onu benliğinin derinliklerine gizliyordu şüphesiz.
Ama yalan söylemeye niyetli olduğu kişiyle karşı karşıya geldiği anda heyecana kapılır, kafasından bütün düşünceler silinip gider, uydurma ve mantık yürütme melekeleri felce uğrardı; kafasında bir boşluk oluşurdu, ama bir şeyler söylemesi gerektiği için, önüne çıkan tek şeye, yani gizlemek istediği ve doğru olduğu için de tek başına orada kalmış olan şeye sarılırdı. Bu gerçeğin kendi başına bir önem taşımayan küçük bir parçasını arayıp bulur, aslında böylesinin daha iyi olduğunu, bu doğrulanabilir ayrıntının uydurulmuş bir ayrıntı kadar tehlikeli olmadığını düşünürdü. "Bu kadarı doğru hiç değilse, kâr kârdır, isterse araştırsın, doğru olduğunu öğrensin, beni ele verecek olan bu ayrıntı değil" derdi kendi kendine. Oysa yanılıyordu, onu bu ayrıntı ele verirdi; Odette farkında değildi ama, bu gerçek ayrıntının köşeleri, ancak içinden keyfi biçimde koparıldığı ayrıntılar bütününe oturabilirdi; bu gerçek ayrıntı hangi uydurma ayrıntıların arasına yerleştirilirse yerleştirilsin, o bütünün bir parçası olmayacağı için, doldurulamayan boşluklar ve sığdırılamayan fazlalıklar onu mutlaka ele verecekti.