“Ayağı kırık bir at gibi topallıyordum
ortasında hayatımın
ve tüfeğin icadına asırlar vardı
Sana son mektubumu
dört nala heceleyen
ayağı kırık bir at getirecek
Beni unut artık
Atı da vurman gerekecek"

'Yolun açık olsun…
Ben bunu ilk kez yürekten söyledim.
Ve ben bunu ilk kez böyle yürekten söyleyince;
“yolun açık olsun”
Bir dua niteliği kazandı.
Kalbim barıştı seninle böylece
Herkes ettiğini bulur;
ben de, sen de…
Bu hep böyle.
Ne çıkar ben bir kapıyı açsam…
Açmasam ne çıkar?.. Çarpıp gitsem?
Ardındaki odalar çoktan yitmiş,
Kapılar yansa, ne çıkar…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi ikinci iş;
-ki beni bilirsin kendimle ilgili çok hoş düşüncelerim yoktur
benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş;
Oltamın ucuna, uçurtma takıp
Gökyüzü avlamaktır.
Benim şu hayatta yaptığım en iyi sonuncu iş;
Kafamı duvarlara çarpıp çarpıp,
nihayet anlamaktır.
Diyeceğim o ki;
Kan revan bir ahmaklıktır…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi üçüncü iş.
Ne çıkar sarsan yaramı ?
Sarmasan, öldürsen ne çıkar…
Kalp dediğin bilir imkansızlık şiirini
Bilir de ya gözlerim?
En yaralı yerim benim gözlerim
Gözlerinsiz kalınca ben sabahı nasıl ederim?
Kararmaz mı bütün dünya bir ömür?
Ya nasıl öğreteyim sendeki imkansızlığımı ellerime?
Bir an bile kavuşmayan ellerimiz nasıl da yıkmakta bunca şeyi
Ne tuhaf...
Oysa benim başım en çok senin göğsüne yakışırdı
Başım ki tam omzuna yatmalıktı
Ben artık bu yetim başla hiçbir hayale ağlayamam
Sonra boynum...
Ki dalından düşen bi yaprak...
Mevsimsiz sürgün yedim senden ayrı bir ömre doğarak
İnsan yalnız kalbiyle sevmez ki unutmaya ilk ordan başlasın
Unutmak kör kuyu,unutmak dipsiz karanlık...
Aahh aaahh...
Nerden başlamalı unutmaya seni bilmem ki
Senden başladım unutmaya kendimi
Desem ki ;ne aşk,ne imkansızlık,ne ayrılık
Olmak istemiş de olamamış bir erik sancısı bizimkisi...